Ask @CanerEkinci07:

-

#Caner Ekinci✨ {[YEDEK]}
Sevmek yavaş yavaş intihar etmektir. Farkındaysanız hepimiz korkarız sevdiğimizi kaybetmekten. Bazılarımız kaybeden ölürken çok az bi çoğunluğumuz kazanan olur. Başta hepimiz sevgiyi güveni kazanırız. Ama sonunda sevgilimizi kaybederiz. Kazanan insanlara selam olsun. Benim bu yazım kaybedenlere hep daha çok sevenlere ama hep dahada çok üzülenlere. Yalnız kalıp yalnız değilmiş gibi davrananlara. Sevip,sevilip eksik bırakılanlara. Gemiyi limanı yakıp yıkıp boğulanlara. Boğulmaya devam edenlere. Hep ben moral verdim sizlere. Hep ben pes etmeyin dedim. Empati yaptım kuşbakışı düşündüm. Ama mesele bu sefer pes etmek,yere düşmek değil. Yerden kalkıp hayatına devam edebilmek. Herkesin derdi var. Herkesin yaşadıkları ve dertleri var. Herkes kendi derdini düşünüyor. Herkes kendi derdini büyük görüyor. Olması gerekende bu zaten. Kendinizi bir şekilde farklı ve yüksek görmek. İyi veya kötü farketmez. Bir şekilde iyiyi düşünebilmek gerekiyor. Tüm kötülüklere rağmen yinede iyi olmaya çalışıp çabalamak lazım. Güç dediğimiz şey kas değilmiş en çok onu anladım ben bu sevdadan. Ortamda ağlamayacak kadar güçlü olduğumu anladım. Üzülüp kırılmak ne demek en iyi onu anladım. Anlamaz olaydım. Neyse içimi bir nebzede olsa rahatlattım. Allaha emanetsiniz.

View more

Çok güzel gözleri var be abi ne yapayım, nasıl bakmayayım?

Bir yaz günü, oturduğu evin biraz yakınında, belki de bir daha kalplerimizin hiç bu kadar yakın olamayacağı bir günde buluşmuştuk, hava koyuydu. Biz ise tesadüf müdür bilinmez, beyaz tişörtler giymiştik, renklerle alakalı bir şey.
Elini tuttum, -bu dünyada benim yanımdayken ona hiç kimsenin zarar veremeyeceğini bilmesi için- hava daha da karardı.
Öptüm, - dünya kabuğu üzerinde iyileşmeyen her şey için- yağmur yağmaya başladı, gökyüzüne baktık, devam ettik. Sanki pes etmemizi bekler gibiydi.
Dünyanın dengesi iyi olacak derken, dünyanın dengesini bozuyormuşuz, ya da kendi dünyamızın dengini, bilemiyorum, gözlerinin içine baktım, defalarca.
Kelimelerin ve sesin olmadığı bir yerde yan yana oturmuştuk,ayrı yazılmıyorduk.
Güzel gözleri vardı, kör olmaktan korkuyordum.
Bir şeyler anlatmam gerektiğini biliyordum ama bunu kelimeler ile yapamayacağımı bildiğim için hissetmesini bekledim, olmadı. Sanırım o hissedemedi, ben de tam anlamıyla anlatamadım.
Eğer anlatabilseydim, yeniden limon ağaçlarının yapraklarını koparabilecek miydik beraber, ya da onları saklayacak mıydık? Balıklama atlamak istediğimiz halde yapmayıp, elini tutup, çivileme atlayabilecek miydik kıçı kırık o sahil kasabasında tekrar?
Eğer anlatabilseydim, gıcırdayan merdivenleri olan kültür merkezinde seni tekrar seyredebilecek miydim? Bir ayağı daha kısa olan kare masanın etrafında arkadaşlarınla birlikte tekrardan oturabilecek miydik?
Eğer anlatabilseydim gerçekten, seni izlemeye gelmeyen ama çıkışında bekleyen babanla tesadüf eseri tanışıp, tekrar saçma sapan bir futbol muhabbetini konuşabilecek miydik?
Eğer anlatabilseydim, arkadaşın tekrar benim, onun sevdiğine kavuşabilmesi için dua etmemi isteyecek miydi? Bilirsin, genelde dualarım kabul olur.
Belki de bu hayattaki en büyük felaketlerden biri de, anlatamamaktır.Ya da hissedememek, bilemiyorum.
Bu yüzden imkanın varken bak kardeşim, anlat, hisset. Yoksa bir süre sonra sadece küçük bir fotoğraf karesinin içinde hapsoluyorsun.

View more

Haber bile vermeden öylece çekip gitti,niye gittin bile diyemiyorum ne yapsam bilmiyorum. Bu ortada bırakılmışlık hissi çok kötü.

O hayatına girdiğinde dünyanın en mutlu insanıydın oysa ki, iki kişilik düşünüyordun ve duvarları hayallerinizden kurulu bir ev inşa etmiştin. Fotoğraflarınız vardı belki de birlikte gülümsediğiniz, daha önce ortasında hiç çiçek açmamış kaldırımlarda birlikte yürümüştünüz, el ele tutuşmuştunuz.
Bütün bahis şirketleri size karşı oynuyordu, sen savaşıyordun, içinde kazanacağına dair umudu asla kaybetmemiştin yarı yolda bırakılana kadar. Kendini inşa ettiğin o evde tek başına bırakılmış gibi hissetmeye başladın, o evin üzerine yıkıldığını dizlerinin üstüne çöktüğünde tekrar kalkamadığın zaman öğrendin, ne o ev eski haline gelir artık, ne de sen.
Sen kaybettiğini düşünüyordun ancak o da kazanmıyordu, sen, belki de yıllar sürecek bir yığıntının kalanlarını toplamak üzere iyileşmeye başlayacaktın, oysa ilk başlarda ne kadar da zor gelecek.
Sana söz veriyorum, bir gün seni arayacak, hatırlayacak, dank edecek, ama yaşantısıyla senden öyle uzaklaşmış olacak ki, seni bulamayacak.
O gün, o dank ediş, o hatırlayış, seni asla unutmasına izin vermeyecek

View more

İlkimdi sonum oldu. Unutamıyorum abi be. Yaktı yıktı. Gerisi harabe..

Unutamazsın, acı geçer bir süre sonra, yara izine bakmadığın sürece hayatından bir şeylerin eksildiğini düşünürsün, içten içe onu unutuyorum lan havalarına girersin, ama ona ait yara hep oradadır. Ne zaman o yaraya baksan, dokunsan, koparsan, kanatsan, tekrar hatırlatır her şeyi.
Canından çok sevdiğin insanı unutmak diye bir şey yok, yaraya bakmamak var, yarayı kapatmaya çalışmak ama hiç kapatamamak.

View more

-

#Caner Ekinci✨ {[YEDEK]}
Aşk gözümüzün gördüğü kadarken bazen görmediğimiz herşeyde aşk olabiliyor. Mesela kimisi hiç görmediği boğaz manzarasına aşık oluyor,kimisi hiç görmediği galata kulesine,kimisi ise hiç görmediği bir şehire. Birde gözümüzün gördüğü ama içimizin görmediği insanlar oluyor tabii. Mesela kimisi yazıyor o insan için. Kimisi okuyor o insan için. Kimisi ise tüm benliğini o insana adıyor. Kimisi tüm bedenini o insana adıyor. 17 yaşında kırılmak çok farklı oluyor,bazıları aşkının peşinden giderken bazıları aşkının kim olduğunu bile bilmiyor. Herkes aşkı yaşadım zannediyor. Şu kıza aşık oldum böyle oldu,şu çocuğa aşık oldum şöyle oldu falan. Bence aşk tek bir kere oluyor. Ama öyle saçma sapan 3-5 yıllık ilişkilerle falan değil. Evlendiğimiz ve evlendiğiniz insana aşık oluyorsunuz. Birlikte zaman geçirip bir yatağı,bir bardağı,bir odayı birlikte paylaştığınızda gerçek aşkınızı görüyorsunuz. Geçmişinizi boşverip belki sadece karınız/kocanız veya çocuklarınızla vakit geçirip o hisse aşık oluyosunuz. Unutmayınki birini severseniz unutabilirsiniz ama alışırsanız unutamazsınız,sadece alışırsınız. Gelmesini istediğiniz veya gitmesini istemediğimiz insanlar hele ki şu yaşlarda gerçekten doğru kişiler değil. Bunu anlayıp,farkına vardığınız zaman anlıyorsunuz neyin ne olduğunu,olgunlaşıp büyüyorsunuz. Gerçi bende isterim şu an birisi olsun. Mutlu olalım. Ama yeni bir kırıklık veya yeni dalgalarla boğuşabilecek gücüm yok. Çöllerden okyanusa döndüm ben. Son olarak. Herkese aşık olunmaz,herşeye aşık olunmaz. Tek bir şansınız var. İyi değerlendirin.

View more

Unutmak??

Önce kokusundan başlarsın unutmaya. Sonra yavaş yavaş sesini unutursun. Ellerinin içindeki izi unutarak devam edersin unutmaya. Saçlarına dokunduğundaki o içinde dolan huzur kadar herşeyi unutursun. Alışırsın onun olmamasına artık. Sonunun pi hali gibi olur herşey,karma karışık. Son olarak yüzünü unutarak son verirsin unutmaya. Sonları yapamayan birisi olursun o saatten sonra birisi olsun istersin yapamaz korkarsın. Bir yanın uzun bir süre sonra umut der. Erkek adamların aklı başına gelir. Dönmek ister unutamadığını anlar. Geri dönmek ister. Fakat kız ilk günlerde üzülüp ağlayıp sonra ondan nefret etmeye başlamıştır bile. Geri dönmek isteyen bey'e unuttum der. Erkek orada ölür kalır. Fakat nefes almayada devam eder. Bey efendi ilk başta unuttum sanmıştır. Sonradan kafasına dank etmiştir unutamadığı, o saatten sonra ben gibi olur. Çaresiz,umutsuz fakat gururlu. Unutmak değildir asıl mesele. Unutmamaktır. Bulutlanmamaktır. Hadi eyvallah..

View more

hayatımda hep kaybetmek zorundamıyım kimi sevsem kaybediyorum yada bi şey oluyor bitiyor bi acı var ve bu dinmiyor tarifini yapamıyorum ama bi iz var işte geçmiyor geçer mi bu acı geçer de lütfen

Geçecek, söz veriyorum.
Dostum, tarifini yapamadığın bir şeyi bana anlatmaya çalışırken aslında o kelimeleri ne kadar çok yan yana getirmek istediğini biliyorum, seni çok iyi anlıyorum, çünkü bir zamanlar ben de tarifini yapamıyordum.
Biliyorum, gidenler, giderken yanlarında hep bizden bir parça götürüp de giderler, bazılarımız, hayatımızdan biri çıktığında, yani eksildiğinde, o parçanın yerinin boşalacağını, açılacağını düşünür.Ama aslında oraya kocaman bir boşluk kalır, ve sen artık hayatına, o boşluğa basmadan, kıyıdan yaşamak zorunda kalırsın. Yokluğun, varlıktan daha çok yer kapladığı zamanlar var, hatırladın mı?
Sen, kapanmayacağını düşündüğün izlerle yaşama tutunmaya çalışırsın, etrafındakiler farklı gözlerle bakmaya başlar, yaralarını herkesten gizlemeye çalışırsın, ama beceremezsin. Bazen de; sende açılan yaralar aslında sana umut olur, kimseye dokundurtmayacak kadar çok seversin o yaraları, çünkü o yaralarla nefes alabildiğini düşünürsün, yaralar senin hayatın olur.
Hayat sana o izleri hep hatırlatır, hiç beklemediğin anda çalan bir şarkıda, bazen odanın en ücra köşesinden çıkan bir eşyayla, bazen bir isimle, bazen bir ses, bazen de unutamadığın o sesin sahibiyle hep hatırlatır.
Sonra bir gün, bir sabah, bir bakmışsın ki dokunduğunda kalbini söküp atacak gibi olduğun yaraların acımıyor, şaşırıyorsun, olamaz diyorsun kendi kendine, ama oluyor, kelebek tabiri vardır ya hani, onu gördüğün an içinde kelebeklerin kanatlanıp, özgürlüğüne kavuştuğunu düşünürsün, artık kelebeklerin olmadığını fark ediyorsun, unutmuyorsun ama acı geçiyor, yara izleriyle yaşamayı sevenler o izleri kalbinde bir enkazdan kurtulmuşcasına bırakıyor ama yara izlerinden kurtulmak isteyenler de hayatına devam ediyor.
Değer verdiğin birini unutamazsın ama değer verdiğin birine karşı olan hislerini unutabilirsin, zaman bunu çok güzel bir şekilde yapıyor, sen de unutacaksın ona karşı olan hislerini, hissetmeyeceksin.
Umarım, hissetmemeye başladığın zaman, hissetmek zorunda kaldığın günleri özlemezsin, çünkü bir kere kaybettin mi bir insana karşı olan hislerini, bir daha asla geri getiremiyorsun.

View more

Abi unutamıyorum.9 gün sonra bir yıl olacak tanışalı ama eminimki tek hatırlayan benim abi çevremdekiler ergen falan diyor ama 17 yaşındayım ve emin ol ki bu acım onlardanda ondanda yaşlı arkamdan hiç sevmedim o beni seviyordu hiç konuşmadık demiş.Göz göze gelince o nefret ben sevgiyle bakıyorum be

Kardeşim biliyorum, canın yanıyor, seni tamamladığını düşündüğün birini kaybetmek, birinden vazgeçmek, eksilmek ya da, insanı hayata bağlayan damarlarından birini kendi elleriyle söküp atmak demek.
Nefes alamayacak gibi olursun, kaybedilen her şey, dizlerinin yanında, başucunda duruyordur. Sen seviyorum dersin, onlar, önüne daha neler çıkacak derler. Yorgun düşersin, hiçbir şey yapmak istemezsin, hiçbir şeyden ne tat alırsın, ne de hayata umutla bakarsın. Yaşını bahane ederler, bir şeyi sevmenin yaş ile alakalı olmadığını anlatamazsın.
Onunla geçtiğin sokaklardan, bu sefer yalnız başına geçmek zorunda kalacaksın, kurduğun hayalleri artık bir daha kimse için kuramayacaksın. Oysa sen sadece mutlu olmak istemişsindir, ya da onu sadece mutlu etmek.
Mutsuz olursun, yemek yemek istemezsin, dışarı çıkmak, küsersin. Hem kendine küsersin, hem de adil olmadığını düşündüğün hayata. Kendini ona anlatabilme imkanın olsa, dünya da hiçbir varlığın önünüzde duramayacağını gösterirsin, ama o seni dinlemek istemez.
Günler geçer, hiç kapanmayacağını düşündüğün yaların iyileşmeye başlar. Kabuğu üstünde hâlâ tazedir ama kopartmak istemezsin, çünkü artık iyileşmek istersin. Sesini unutursun, ama isteyerek değil, bu da daha çok yakar canını. Sağda solda arkadaşlarını görürsün, ama ona rastlamazsın.
Unutamazsın, hafızan bir türlü silmek istemez, hayatının sonuna kadar büyük yaralar açan insanlar seninle birlikte olacaktırlar. Sadece bir süre sonra hissetmemeye başlarsın, bir zamanlar ona sarılmanın artık nasıl bir duygu olduğunu bilmezsin, ama onu unutamazsın, o yaraları unutursun, nasıl canının yandığını, geriye güzel hatıralar kalır, güzel hatırlarsın. Çünkü insan sevdiği birini kötü hatırlayamıyor.
Yıllar geçer, artık daha iyisin, iyileşmişsin, yaraların da kapanmış, onu görürsün, kafana bir çekiç darbesi ile vuruluyormuş gibi hissedersin o an. İlk olarak yutkunmak istersin, göz kapakların yavaşça açılır kapanır, inanamazsın çünkü, ama gerçektir. Sol tarafın saydamlaşır.
Geriye dönmek istersin ama dönemezsin, hayat herkes için kaldığı yerden devam eder, yarım bir şekilde…
Unutulmaz abim, unutulmaz ama geriye de dönülmez.

View more

Neler yazmışsın be öyle anlatmak istediğin başka birşey varsa buradayım, dinlerim

Bir cam düşün, buğulu, ben o camın arkasındayım, sense dışarıda buğulanmış bir camın arkasındaki adamı dinlemek için bekliyorsun, ama o buğulu cam, ancak içeriden silinebiliyor. Beni anlıyor musun, lütfen anla.

View more

Nasıl unutabilir ki insan o kadar değer vermişken

İnsan değer verdiği birini unutmak istemez, insan, değer verdiği birinden ayrılırken yaşadığı acıyı unutmak ister. Bunu da, onu unutabilirse eğer gerçekleştirebileceğini düşünür.
Geçenlerde bir akşam üstü, hava soğuk, biraz da üşüyorum, ona sarıldığım ilk yerin önünden geçtim, etrafını çam ağaçlarıyla, yılbaşı süsleriyle çevirmişler. Onunla beraber geçirdiğim gün giydiğim t-shirt, annem tarafından toz bezi yapılmıştı, üzerimdeki hırkamı ve botlarımı ise sokağın biraz ilerisinde üşüyen bir adamın önüne bıraktım. Bana teşekkür etti. Ben bu süre zarfında, elimi defalarca kez duvarlara vurdum, trafik kazaları gördüm geçtiğim caddelerde, yanlarından üzülerek geçtim, ambulansların içime işlediği siren sesleri artık daha anlamlı gelmeye başladı. Bebekleri kokladım, limon ağaçlarını, hayatımda ilk defa bir kediyi öptüm, onlara çok şey anlattım, ve çocuklara. Dizleri kanayan çocukların yaralarına daha rahat bakabiliyordum artık.
Yalan değil, biraz yaşlandım. Saçlarımı kestirdim, her zaman gittiğim kuaför kararımda ciddi miyim diye bana defalarca kez sordu. Kestirdikten sonra bana çok yakıştığını söyledi, tebessüm ettim. O süre zarfında arkadaşlarım yanımdan bir kez olsun ayrılmadı, her zaman gittiğimiz yerlere artık daha fazla gidiyorduk, eğleniyorduk. Kendime, ikinci el kitaplar satan bir dükkandan sayısız kitap aldım, çok kitap okudum. Bayramlarda, özel ziyaretlerde el öpmekten nefret ettiğim halde insanların boyunlarına sarıldım, sarılmak, hâlâ bir numaralı eylemimdir.
Dualar ettim, hayatımda hiç bu kadar çok dua ettiğimi hatırlamıyorum, pişman değilim, üstelik tek bir yerde değil, evimden çok uzakta, hiç bilmediğim yollarda yürüdüğüm camilerde. Yeni insanlarla tanıştım, isteyerek de değil üstelik, olması gerektiği gibi sadece, yanından gidince ben, yağmurlar yağdığını söyleyen insanla, okuduğu kitaplarda beni gördüğünü söyleyip o yerlerin altını çizen ve bana hediye eden insanlarla tanıştım. Kendi adıma iyi gelişmeler.
Sonra ben, bir gün, unutmuştum her şeyi. Hiç hatırlamadım. Bence hayat bunu herkese yapmak için bir fırsat kolluyor. Bana inan.

View more

Uzun zaman oldu özlettin kendini üç beş satırda olsa bişeyler yazsan?

Uzun zaman olmuştu birşeyler yazmayalı. Güneşin ışıkları,beni ısıtmaya yetmiyordu artık. Kararmıştı koskoca İstanbul'un ışıkları birer birer,gece ise yalnızlık saatlerinin acısını ağır ağır hissettiriyordu,ansızın. Hani olmuştur ya sizdede böyle yutkunurken boğazınız ağrır sanırım ya hasta olacaktım yada vazgeçtim veya vazgeçecektim bazı şeylerden. Ben çok çektim düşlerimi hiç zorlanmadan yaşamanın sıkıntısını. Bunun bedelini ise düşsüz,hayalsiz kalarak ödedim çoğu zaman. Benimle kimse mücadele edemezdi. Etmeye gücü yetmezdi. Ben ise bir gram üzüntü ve bir gram yaşanmışlıklarda boğulup güçsüz kalırdım. Kaldım. Sizlere yalnız bir adam anlattı yalnızlığın ne olduğunu,nasıl dayanılmaz olduğunu. Şimdi müsadenizle ben soluklanmaya devam ediyorum Allaha emanetsiniz.

View more

-

#Caner Ekinci✨ {[YEDEK]}
Savaşmaktan hiç vazgeçmesede yoruluyor insan. Yaralı dizleriyle tekrar tekrar kalktıkça,yoruluyor. Tekrar koşmak zorunda kaldıkça,gözünün yaşını silip koşmaya devam ettikçe,yoruluyor. Her ne kadar sırtını dayamak istedikleri olsa da,yalnızlığa mahküm olduğunu anlayınca yoruluyor. Hele bir de güvendiği dağlara kar yağınca varya dostlarım. O zaman insan tükeniyor işte. Gerçekten bitiyor. Yeniden yola devam edecek mecali kalmıyor. Elden birşey gelmesede en azından bir süre soluklanmak istiyor. Kısa bir soluk süresince kendinize dikkat edin Allaha emanetsiniz.

View more

Geçermi abi acılar? Geçiyormu?

Geçmiyor kardeşim geçmiyor. Alışıyosun ve bir süre sonra unutuyorsun acının,yaranın olduğu yeri. Sabret biraz,önce ufak bi tebessüm sonra herkese girecek olan kahkahaların olacak. Ne boktan şeylere üzülmüşüm diyeceksin birde onlara gülüp geçeceksin. Hatta varya 'geçmişe bakarak yaşanmaz be' deyip sadece geleceğine bakıp mutlu olmaya çalışacaksın. Sabır..

View more

Next