Haber bile vermeden öylece çekip gitti,niye gittin bile diyemiyorum ne yapsam bilmiyorum. Bu ortada bırakılmışlık hissi çok kötü.

O hayatına girdiğinde dünyanın en mutlu insanıydın oysa ki, iki kişilik düşünüyordun ve duvarları hayallerinizden kurulu bir ev inşa etmiştin. Fotoğraflarınız vardı belki de birlikte gülümsediğiniz, daha önce ortasında hiç çiçek açmamış kaldırımlarda birlikte yürümüştünüz, el ele tutuşmuştunuz.
Bütün bahis şirketleri size karşı oynuyordu, sen savaşıyordun, içinde kazanacağına dair umudu asla kaybetmemiştin yarı yolda bırakılana kadar. Kendini inşa ettiğin o evde tek başına bırakılmış gibi hissetmeye başladın, o evin üzerine yıkıldığını dizlerinin üstüne çöktüğünde tekrar kalkamadığın zaman öğrendin, ne o ev eski haline gelir artık, ne de sen.
Sen kaybettiğini düşünüyordun ancak o da kazanmıyordu, sen, belki de yıllar sürecek bir yığıntının kalanlarını toplamak üzere iyileşmeye başlayacaktın, oysa ilk başlarda ne kadar da zor gelecek.
Sana söz veriyorum, bir gün seni arayacak, hatırlayacak, dank edecek, ama yaşantısıyla senden öyle uzaklaşmış olacak ki, seni bulamayacak.
O gün, o dank ediş, o hatırlayış, seni asla unutmasına izin vermeyecek