*omzunun üstünden bakar ve önüne döner*
*elini saçına götürür ve bir süre duvarı inceler*
Hayır. *yere oturur ve etrafa bakınır*
*derin bir iç çeker ve doğrulur* Doğru, öyle söylemiştim.
Ve seninde bu cümleyi kullanman ironik, Roy.
Bu durumda böyle bir cümle kurmak... Emin olmadığının açıkça bir kanıtı.
# Senin soruna tam olarak bir yanıt olmayacak ama sinirime dokunan bir bölüm olduğu doğru. Oda şu, L'in ölüm sahnesinin Light sever biri tarafından izlenildiğinde bile o kişiyi ağlatması. O sahneyi izlerken yanımda bir Light manyağı şahıs vardı. Açıkçası o sahneyi izlerken kendisi salya sümük ağlamıştı. Eğer o sahneyi bir Light taraftarı izliyorsa L'i mağlup ettiği için sevinmesi gerekir ama şartlar buna izin vermiyor.Bir karakterin ölümünün bu kadar duygusallaştırılması... Gerekli mi? İkisinden birinin hayatına son verileceği belliydi, hatta L'in ölümü çok açıktı bile denilebilir. Etki yaratmak için bile olsa bu çok fazla. #
Emin olamazsın.
# "en" değil fakat sevdiğim bir tek Ryuk ve Watari var. Eğer en çok dersek bu onu yerlere göklere sığdıramıyormuşum gibi bir algı yaratıyor, böyle düşünülmesini istemem... Ryuk iyidir. Nefret ettiğim değilde sevmediğim birileri var. Saf insanlar. Sevmem, onları. Matsuda, Kiyomi, Misa, Saiçiro, Sayu, Aizava, Raye Penber, Misora, Şidoh ve Jelas... Uzun değil mi? Bunlar sabit zamanlı sevmediklerim. Birde dönem dönem sevmediğim, bazı hareketleri gözüme batanlar var, onlarıda tahmin etmek zor değil; Rem, çoğu zaman L ve Light, Mello, Mikami, Near, Lidner. Hepsinin nedenleri var, boşuna değil. Ama hepsini bir anda anlatmak hem size hem bana işkence gibi gelir. Bir karakter için özellikle neden sevdiğimin veya sevmediğinin sorusu gelirse eğer tabii ki anlatabilirim. #
*yüzüne döner ve kaşlarını çatar* Asla emin olamazsın.
Hatırlayamadığın kötü biri de olabilirim. Bir şeyleri unuttuğunu çabuk kabullendin. *iç çeker* Nasıl biri olduğunu bende bilemiyorum.
Beni tanımıyorsun, nerede olduğunu bilmiyorsun ve tehlikede bile olabilirsin. Korkman gerekir. *uzanır ve sırtını döner*
*esner* Zamanla her şeyi hatırlarsın, Raeya.
*omuz silker ve bir yapboz parçasını daha yerleştirir* Bir önemi yok.
Pekala, o zaman sana Raeya diyeceğim.
Böyle düşünmen çok saçma. *geriler ve arkasını dönerek yere oturur* Bir şeyler anımsamaya çalış ve kendine insanların sana nasıl hitap etmelerini istiyorsan ona göre bir ad seç. *yapbozu dizmeye başlar* Ha birde merdivenlerden inerken daha dikkatli olman gerekiyor.
Neden? Rester, gayet hoş bir ad. *üstüne doğru ilerler* Adım ne olmalıdır sence?
*gözlerini üstüne diker* Benim.
*kağıt ve kalem uzatır* Dene. Anımsamaya çalış. Veya istediğin bir ismi yaz.
*başının sızlayan yerini ovalar ve kaşları çatılır* Adını yazabilir misin?
*elini tutar ve yanağından çeker* Efendin olarak adlandıramazsın. *kaşlarını çatar ve gözlerini kapatır*
# Biliyorum.#
Kim olduğumu hatırlıyor musun?
*yüzüne boş boş bakar ve gözleri kısılır* Merdivenlerden düştüğünü hatırlamıyor musun yani? Sana söylediğim... Önemli şeyleri ve olanları, hatırlayamadığını söyleme bana. *dibine girer ve gözlerini kısarak yüzüne odaklanır*
*gözlerini devirir ve doğrulur* Sorduğun ilk şey niye bu oluyor?
*iç çeker* Yaşıyorsun. Ve uyanmışsın.