Ask @ahmetant:

Milliyetçilik/ırkçılık/faşizm kavramları senin için ne ifade ediyor? Sence bir insanı diğerinden üstün kılan şey nedir/nelerdir? Irk bu faktörlerden biri midir? -Naria

Bu kavramlar mevcut siyasi ve sosyal yapıdan dolayı tekrardan hareketlendi. Öncelikle bir ütopya kurgulamamı istersen bu kavramların hiçbirinin olmasını istemem. Ancak yaşadığımız dünyadan bağımsız bir fikre sahip olmak son derece tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Canlılığın kökeninde sosyal ilişkiler mevcuttur ve kendi çevremdeki insanlar hiç görmediğim insanlardan ister istemez daha önemli oluyor. Ailem arkadaşlarımdan daha önemli. Arkadaşlarım yaşadığım ülkedeki insanlardan daha önemli. Yaşadığım ülkedeki insanlar da diğer ülkedeki insanlardan daha önemli benim için. Sonuçta ortak noktalarımız. Aynı coğrafyayı, aynı dili, aynı kültürü, aynı dünya görüşünü paylaştığımız insanları kendimize daha yakın hissederiz. Buraya kadar her şey normal. Ancak bu kavramların tarihsel süreçte kötü sonuçlar doğurduğunu da gözlemliyoruz. Onun için bu kavramlardan ne anladığımız çok önemli. Irkçılık ve faşizm saldırgan ve olumsuz kavramlardır. Esas bahsettiğim olgu milliyetçilik. Milliyetçilik yaşadığı topraklara hizmet etmek, işini doğru yapmak, önce çevresini gücü yeterse daha uzaktaki çevreyi korumak, kandırmamak, çalıp çırpmamak, doğru insan olmak demektir. Benim milliyetçilikten anlayışım ideolojik bir kavram değil, en yalın haliyle vatanını sevmek ve iyi insan olmak. Ama eğer ideolojik milliyetçilikten bahsediyorsanız pek hazzetmiyorum. Aynı şekilde Atatürk sevgisi sadece slogan atmaktan ibaret olanları da sevmiyorum. Burada önemli olan sloganın ötesine geçmek. Ayrıca hiçbir ırk diğer bir ırktan üstün değildir. Ancak Güçlü ırk, zayıf ırka karşı üstünlük kurabilir. Tarihte de olan şey budur. Doğru bulmadığım ancak kaçınılmaz olan bir durum daha. Çok geniş ve güzel bir soru aslında. Üzerinde saatlerce konuşabilecek bir soru.

View more

https://onedio.com/haber/damarlariniza-enjekte-edildiginde-size-olumsuzlugu-yasatabilecek-mucize-sivi-sahte-kan-773941 ne düşünüyorsun?

Yapay kan üretiminin ölümsüzlükle nasıl bir ilişkisi var çözemedim. Kan naklinin sunduğu imkanların ötesinde bir şey sunmuyor. sadece bir başka bedene ihtiyaç duymuyorsun. Yine de araştırmak lazım bu bilgilerin doğruluğunu bitkiler üzerinden kan elde etmek falan fazla uçuk geldi. Sonuçta kanda hemoglobin alyuvarların içinde bulunan bir oksijen karbondioksit alışverişini sağlayan bir molekül. akyuvarlar kan pulcukları, kan proteinleri gibi birçok içerikten oluşuyor.

View more

burçlara inanıyor musun?

Burçlarla ilgilenmiyorum. Zamanında şiddetle karşı çıksam da yersiz bir karşıtlık olduğunu fark ettim. Kendi içindeki bir diyalektiği mevcutsa incelenebilir ama gerçeklik payı olduğu ''inanç'' ta kalır ancak. Mistisizm'e biraz daha serbest yaklaşılması taraftarayım gerçek veya uydurmadan ziyade tutarlı olma şartı aranması daha doğru diye düşünüyorum.

View more

https://ask.fm/firemetgasoline/answers/140994178130 Hangisi doğru sana göre?

İkisi arasında bir seçim yapmaya beni zorlarsan ''sensei''nin söylemini seçerim. Ancak bu konuda fikrimi sorarsan eğer; Neden yaşıyorsun? Yaşam nedir? sorularının bir arada sorulması pek doğru değil. Çünkü yaşam benim varlığımdan bağımsız süregelen bir süreç ve yaşantımsa beni ve çevremi ilgilendiren öznel bir kavram. Gelip geçici olan her şey saçmalık ifadesi de insan zekasına aykırı bir düşünce. Öncelikle insanın neden yüksek bilişsel ve sosyal yeteneklerini olduğunu öğrenmeliyiz. Bu yetenek bizi hayatta kalmamızı sağlayan bir yetenek. Çitanın hızlı, filin büyük, mantarın zehirli olması gibi sıradan bir yetenek. Ama sıradışı sonuçlara sebep veren bir yeteneğe dönüşüyor. Ve insan zekasının temel dayanağı ise ''zaman''dır. önce ve sonra, geçmiş ve gelecek, şu an dan bağımsız insan düşünemez. Zamansızlık'ın nasıl olduğunu anlayamaz bunu ifade edemez. Yani bir şeylerin başlangıcının ve sonunun olması bizler için bu eylemi anlamlı kılıyor. Ve bence iyilik karşılık beklemeden yapılmalı. Reenkarnasyon ise Asya dinlerinde barınan bir kavram. Yok olmak, unutulmak, ölmekten korkmak gibi endişelerim yok. Biraz da bunlar insanın egosundan kaynaklanan endişeler.

View more

Biyoseksi güzel isimdi. Dorian Grey'in bir anlamı var mı?

Dorian Gray'in Portresi Oscar Wilde'ın tek romanı. Dorian Gray ise yakışıklı ve genç bir delikanlı. Onun portresini çizen ressam başka 'bir yakışıklı'yı buluyor. Bu da Dorian Gray'i derinden yaralıyor ve sonsuza kadar genç ve güzel kalmak için ruhunu şeytana satıyor. Portredeki yaşlanırken, kendi bedeni genç kalıyor.
Batı'nın fikir dünyasını yansıtan maddeci yaklaşımı simgeliyor aslında. Bugünün boş amaçlarını ve rüyalarını da simgeliyor.
Benim içinse bilinç ve bilinçaltımın ikilemini yansıtan güzel bir figür. Bazı şeylere karşı hemen bir kararın olur ve kararını destekleyecek fikirler ararsın ya benim de öyle.
Üzerinde kafa yorduğum ve ''derinliği'' olması gerektiğini düşündüğüm bilincim aslında bilinçaltımın basit ve ilkel yargılarına karşı geliyor.
Dorian Gray en azından ''sığlığını'' kabul eden ve tutkuları olan birisiyken ben onun tam zıttı veya arasındayım. Ne kadar açıklayabildim bilmiyorum. Daha iyisini yapabilirdim ama vakit biraz geç oldu galiba.

View more

Sırf ulaşmak için fazla çaba harcamam gerekeceği için, koyduğum hedeflerimden vazgeçiyorum. Beni böyle yapmamam için motive eder misin? Söz konusu olan şey ise Boğaziçi psikolojiden vazgeçiyor olmam ): Zengin ve ikna edici bir dilin olduğunu düşünüyorum. Şimdi bu dili benim için kullanır mısın?

Tabiki de zevkle yaparım. Bu konu hakkında kendi görüşlerimi paylaşıp, senin de ne yapman gerektiğinden bahsedebilirim. Öncelikle bir başkasının sözleri üzerinden kazanılan bir motivasyon geçicidir. Aslına bakacak olursak tüm motivasyonlar geçicidir. Onun için de zaman zaman motive olmaya zaman harcamak gereklidir.
Seni çok fazla tanımıyorum ancak konuşmalarından anladığım üzere kesinlikle yaşına göre çok iyi donanımlısın. Yani senin kapasitendeki bir insan çalışmayı düzenli hale getirdiği zaman zannettiğin kadar çaba harcamaz. Yani bu süreçte korktuğun kadar yıpranmaz, sosyal yaşantından çok büyük ödünler vermezsin.
Boğaziçi Psikoloji endeksli bir konuşma yapmayı düşünmüyorum çünkü 2 aşamalı olan bir sınava girip üniversiteye giriyoruz. (en azından şu an için öyle senin zamanına kadar ne olur bilemem.) Ve asıl önemli olan seni başarıya ulaştıran kısmı olan 2. aşama sınavları.
Ve 1. aşama ve 2. aşama arasında da 2,5-3 aylık gibi bir zaman dilimi mevcut. İlk aşamadan alınan beklenmedik bir sonuç esasında kazanabileceğin 'Boğaziçi Psikoloji' yi kaybetmene sebep olabilir. Ve bu şu an için üzerinde bir baskı oluşturmasa da ileride seni strese sokarak motivasyonunu düşmesine sebep olup isteğini gerçekleştirmene engel olabilir. (Kendi arkadaşlarımdan biliyorum.)
ONUN İÇİN KURAL 1- BOĞAZİÇİ PSİKOLOJİYİ HEDEFLEME, BOĞAZİÇİ PSİKOLOJİYİ KAZANMAN İÇİN GEREKLİ OLAN BİLGİ VE DONANIMI KAZANMAYI HEDEFLE.
bu kural hem senin kendine güvenini artırır hem de başarını artırır. Kendimden örnek vereyim. Eğer kafam net bir şekilde üniversite-bölüm hedefi koysam şu an ki aldığım sonuçtan daha kötüsünü yapardım. Çünkü lys matematikte sürenin bitmesine 10 dakika varken 10 tane boşum vardı. ve ben kafamda illa burası olacak demediğim için de soğukkanlı bir şekilde 9 tane soruyu cevapladım.
* Yani demek istediğim şeyi şuna benzetebiliriz. İngilizceyi öğren yurtdışına çıkıp çıkmamayı zamana bırak.
Benim şahsi fikrim liseyi üniversiteye geçiş basamağı olarak gören kişilerin bilgisi ezbere dayanan ve kullanışsız bilgiler oluyor. Misal şu an öğrendiğin matematik ileride psikoloji alanında yapacağın istatistiklere katkı sağlayacak. Biyoloji de hakeza öyle çeşitli canlılardaki ortak ögeler ilgini çekip senin ileriki yaşantına katkı sağlar. ileride çocuğun olduğunda Anne bu ne bu neden böyle sorularına doyurucu cevaplar verebilirsin. Yani lise müfredatına tek yönlü bakmayıp olabildiğince öğrenmeye çalışmalısın.
Eşit ağırlık öğrencisisisin ancak ygsdeki 160 sorunun hepsini görmen gerekiyor. Ben zaten eşit ağırlıkçıyım fenin yarısını yapsam yeter diyenler boğaziçi psikolojiyi kazanamazlar çünkü ilk 1000-1500 civarında alıyordu en son. Kendimden örnek vermek gerekirse de sayısal öğrencisi olmama rağmen boğaziçi psikolojiye sıralamam yetiyordu. Yani senin her şeyi iyi bir şekilde öğrenip son senende de iyi bir sınava hazırlık moduna girip tuttuğunu koparman lazım.
ÖZETLEMEK gerekirse; biraz dağınık bir konuşma oldu ancak sen istedikten sonra her şeyi başarabilirsin.

View more

Nerde okuyorsun biraz kendini tanıt o zaman bize.

Ankara Universitesi Tip Fakultesi 1. sinif ogrencisiyim. "Eski" Ahmet kadar egreti fikirlerim ve yasantim yok. bi zamanlar roman yaziyordum ancak birakali 1-2 sene oldu simdi sadece okuduklarim ve izlediklerim uzerine dusuncelerimi yaziyorum bazen. Boyle iste ortak paydalarimiz uzerinden insanlari tanimak ve kendimi tanitmak daha iyi. Monolog seklinde olanlari biraz egoistce buluyorum.

View more

Micheal Sikkofield'ın söylediği şu söz sence de yanlış değil mi? Yoksa mutlak işaretlerini koyarak yanıltmak mı istemiş?-------- |Alimlerin çoğu bu konuda hemfikir, doğrusunu sen mi bileceksin?| = |Bu kadar akademisyen bu konuda hemfikir, doğrusunu sen mi bileceksin?|--------

Russell'in bu konuda bir diyalektiği vardı. Bir bilginin doğruluğu veyahut yanlışlılığı hakkında. Konunun uzmanlarının kanaat getirdiği bir yargı çoğunlukla doğrudur şeklinde. Tabiki konunun uzmanı olmak için bilimsel ölçütlere dayandırılması gerekiyor. Michael Sikkofield ne kadar ciddiye alınacak bir yazar orasını bilmiyorum.

View more

Next