Ask @alyatoprakx:

People you may like

seherkocak41’s Profile Photo Seher
also likes
malixx00’s Profile Photo MRALİBEYY
also likes
Want to make more friends? Try this: Tell us what you like and find people with the same interests. Try this: + add more interests + add your interests

-

lacivertruh’s Profile PhotoLacivert
Sürekli seyahat eden şarap tanrısı Dionysos, bir seyahati sırasında Atinalı İkarious’un evine gelmiş ve İkorios tarafından ağırlanmıştır. Kendisini çok iyi karşılayan ve misafir eden İkarios’a bu misafirperverliği ve ikramları karşısında da tekrar yola çıkmadan önce bir hediye vermeye karar vermiş ve hediye olarak İkarios’a üzüm yetiştirmeyi, bağcılığın esaslarını ve şarap yapmayı öğretmiştir. Bağbozumu dönemi geldiğinde İkarios yarattığı esrarlı, güzel içkiden; üzümün faydasından ve şarabın yarattığı tatlı sarhoşluktan sadece kendisi faydalanmak istememiş, bu güzelliği bütün halka öğretmek, onlarla paylaşmak istemiştir. Daha sonra şarap dolu tulumlarla yola koyulmuş, köyleri dolaşmış; karşılaştığı köylülere şarap ikram etmiştir. Daha önce şarapla karşılaşmamış kendi halindeki köylüler, şarabın etkisi ile dizlerinin çözüldüğünü, akıllarının başlarından gittiğini ve biraz sersemlediklerini fark edince, İkarios’un kendilerini zehirlediğini düşünmüşlerdir. İkarios’un yakalayıp, şarap tulumlarını parçalamış; iyi niyetli ve paylaşımcı İkarios’u da taşlarla, sopalarla linç etmişlerdir. Sonrasında da şarabın etkisi ile naaşın bulunduğu yerde sızmışlardır. Şarabın etkisi geçtikten sonra kendilerine gelen köylüler, yaptıkları hatanın farkına varmış ve İkarios’un ölü bedenini ormana götürüp, saklamışlardır... Uzun vakit babalarından haber alamayıp onu aramaya çıkan kızları Erigone ve Maira, babalarının ölü bedenini bulduklarında, buna dayanamayıp kendilerini hemen oracıktaki ağaca asmışlardır. Durumu öğrenen Dionysos, yaşananlara çok öfkelenmiş; İkarios ve kızlarını gökyüzünde bir takımyıldızı (Büyük köpek takımyıldızı) haline getirmiş; köylülerin topraklarına da kuraklık getirmiştir.

View more

Sürekli seyahat eden şarap tanrısı Dionysos bir seyahati sırasında Atinalı

🎻

-Diyelim ki gitmedim. Seninle beraber olmaya devam ettik. Ne değişecekti? + Sevişirdik - Başka? + Sabahları beraber uyanırdık. Ben senden önce kalkardım. Senin uyuyuşunu izlerdim, sonra sen uyanırdın. Bana gülümserdin. Sonra, sabahları çayı tek şekerli içtiğini, günün diğer saatlerinde şekersiz içtiğini biliyor olurdum, o ilk şekeri ben atardım çayına, zarifçe eritişini izlerdim. Sonra, en çok boynundan öpülmeyi sevdiğini biliyor olurdum. Sonra dışarı çıkardık. Dışarda yağmur yağıyor olurdu. Biz şemsiyeyi almazdık. Sırılsıklam olurduk. Sonra sen bana sokulurdun. Ama saçağın altına hiç girmezdik. Sonra sen üşütürdün. Ayakların buz gibi olurdu. Ben sana en sevdiğin o mavi çoraplarını getirirdim. Sonra bayramları babaannenin mezarını ziyarete giderdik. Hayatta en sevdiğin kadın için ağlayışını izlerdim senin. Hiçbir şey yapmazdım, gözyaşlarını silmezdim, seni teselli etmezdim. Orada öylece ağlayışını izlerdim. Başka insanların mezarlarının arasında dolaşarak, hayatın ne kadar şahane bir şey olduğunu düşünürdüm. Sonra.. sonra hiçbir şey yapmazdık. Öylece otururduk. Çok bilinmeyenli bu sorunun yanıtını arardık. Hayat bizi yalancı çıkarana dek, bulduğumuz cevapları doğru sanırdık. - Ne dersin bir çay daha içelim mi? + Ben daha fazla çay içmek istemiyorum.

View more

Diyelim ki gitmedim Seninle beraber olmaya devam ettik Ne değişecekti

🎻

Yıldızlar gökyüzü denen o şemsiyeye düşmüş yağmur tanesi, İşte orada, düşüncelerin oluk oluk kanadığı pençe lekesi, Abiciğim, abiciğim dinle bu annemizin hiç bitmeyen ninnisi, İşte şimdi ensendeyim, adım ölümün kızıl gölgesi. Ben kuyunun dibine kök salıp gökyüzüne doğru uzanan o ağacın çürüyen gövdesi, Hep kulaklarımda, kanatlarımdaki ecelin bitmeyen melodisi, Babacığım, babacığım izle, oynuyor perdede küçük kızın ölüm sahnesi, İşte şimdi ensendeyim, adım ölümün kızıl gölgesi. Bir bebeğin kalbimde büyüyen korkular olmuş sonun beşik kertmesi, Kokar mutfaktaki tencerede geleceğin pişmiş kellesi, Abiciğim, babacığım dokunun, o sudaki işlediğiniz cinayetin cesedi, İşte şimdi ensenizdeyim, adım ölümün kızıl gölgesi. Dalga dalga gökyüzüne vuran gecenin içinde esen o rüzgarın kısık sesi, Ben Havva'nın damarına yayılan o cennetin yasak meyvesi, Anneciğim, anneciğim dediler bana, sen bir cesedin çürüyen portresi, İşte şimdi enselerindeyim, adım ölümün kızıl gölgesi. -Veyl

View more