#

Muhammet Bakırcı
Annem yüzüme bakıyordu.
Annem yüzüme ağlarsan, ağlarım der gibi bakıyordu.
Kaç yaşında olursanız olun, yüzünüze öyle bakar anneleriniz.
Hissederek bakar.
İçime dokundu,
Ağlayamadım,
Anlatamadım da..
Beni hep bilmediğim yerlerimden kırıyorlar anne.
Beni hep uzanamayacağım yerlerimden yaralıyorlar..
Çok geç oluyor vakit.
Beni hep gece yarılarında bırakıyorlar.
Boşluklarına qeliyorum,
Sonra boşluklarından düşüyorum..
Alıştıramıyorum kendimi bu kadar uzun ve devamlı olmasına ihanetlerin.
İhanet nedir anne ?
Bir kuşun kanadını parçalarsam ihanet sayılmaz mı gökyüzüne ?
Ya da ihanet degil mi balıkları bağışlamayaşımız denize ?
Kaç ihanet varsa bu hayatın içinde,
Nakış gibi göğsümüze işlenmiş anne..
Kime dökülsek, eksilmişiz.
Korumamız qerekmiş kendimizi, qüvendiklerimizden.
Kaburgası çatlamış atlar inliyor beynimde anne,
Utanmazken birileri namertliginden karektersizliginden.
Sonbahar nasıl olsa geliyor da,
Unutturuyor mu karda çıplak ayakla yürüyen çocuğa acısını ?
Anne kim bu hayatın kaybedenleri ?
Ezenler mi, ezilenler mi ?
Mutsuzluk geçiyor da, pişmanlığımız hep mi baki ?
Kimler sözünde durur peki ?
Yalnız peygamberler mi ?
Saraylar yıkılınca, soytarılar krallara karektersizlere gülerler değil mi ?
Ve ah alanlar, sırattan süratla düşecekler mi ?
Bu durmadan zonklayan ağrı da sevdaya dahil mi Anne ?
Sana gelince,
Helal ettim tüm hislerimi..
Annem bakmasa ağlardım şimdi.
Ve annen ne zaman ağlasa aklına gelsin yitirmişliğin seni annen kadar sevmiş birini.

The answer hasn’t got any rewards yet.