Şirkete mi gideceksin?
Yarın boş musun?
Hayır, sadece söylemek istedim.
Çok şey yaptın.. Farkında olmadan beni korkularımla yüzleştirdin. *tebessüm eder* Ve en büyük şey, sen olmasan dönme dolaba binemezdim.
Bugün için teşekkürler.
Tamam. *başını sallar*
Tanrım. Özür dilemeyi keser misin?
*odasından çıkıp yanına gelir ve karşına oturur* Düşün. Yükseklik korkun var, dakikalarca yüksekte kalıyorsun sakinleştirici yerine sevdiğin adamın elini tutarak. Daha onu atlatamadan korku tünelinde tek başına bırakılıyorsun. Sevgilin seni bırakıp gidiyor. Nasıl hissedersin?
*üzerini değiştirip yatağa uzanır ve tavanı izler*
*ayakkabılarını ve maskesini çıkarıp odasına gider*
*korkarak gözlerini açar ve başını sallar*
*cama yaslanıp uyumaya başlar*
*elini çeker ve gözlerini kapatır* Geldiğimiz zaman uyandır.
*gözlerini birkaç saniyeliğine telefondan ayırır* O zaman bırakmasaydın.
Önden koşsaydın. Gelirdim arkandan. Ben arkada bırakılmaya alıştım. *telefonunu çıkarır*
*sadece başını sallayıp çıkışa doğru yürür*
Seni öldürmek isterim. *gözleriyle seni öldürür*
*saçlarını iyice karıştırıp dağıtır ve yürümeyi bırakır* Şimdi ne yapacağız?
*kendini zorlayarak yerden kalkar ve taksideyken çıkardığı maskeyi takıp sana bakmadan yürümeye başlar*
*kollarını senden ayırır* B-bunu sonra konuşacağız.
*kollarını sana sarar ve ağlamaya başlar* Ç-çok k-korkunçtu!
Y-Yifan? *bir süre bekledikten sonra yavaş adımlarla yürümeye başlar ve karşısına çıkan yaratığa attığı çığlık yankılanınca tekrar korkup gitmesini bekler* A-acaba g-gi-gidecek misin? *korkunç varlık gidince son hız koşarak dışarı çıkar ve yere oturup başını ellerinin arasına alır*
Y-yah! *küçük bir çığlık atar* Nasıl beni burada yalnız bırakabilirsin?! *elleriyle yüzünü kapatır*
*gözleri kapalı olduğu için sadece sesleri duyar ve kolunu çekmeye çalışır* K-kangren olacağım!
Ben korkmuyorum, sen korkuyorsun. *dil çıkarır*