Ask @korelmis:

33:37 hakkındaki düşüncelerin nelerdir ? Muvahhid bir müslümanım ancak bu olay ve ek olarak bir kaç şey daha kafamı karıştırıyor. Öncelikle bu ayeti sorma ile başlamak istedim. Muhammed peygamber'in Zeyd'in karısı ile evlenmesi şart mıydı ? Basit bir izin yeterli değil miydi ?

Öncelikle şunu ifade edeyim: Bir kişiye "evladım" demekle onun DNA'sı değişmeyeceğine göre; makul olan, bilimsel olan, bu türlü evliliklerin yapılabilmesidir! Şimdi ayete bakalım:
33/37: "Hani bir zamanlar Allah'ın nimet verdiği ve senin nimet verdiğin kimseye diyordun: 'Eşini yanında tut ve Allah'tan kork!' Allah'ın açığa çıkaracağı şeyi kendinde saklıyordun. Allah korkmana daha layık olduğu halde insanlardan korkuyordun! Zeyd, ondan ilgisini kesince, evlatlıklarının -onlardan (eşlerinden) ilgisini kestiği zaman- evlenme konusunda mü'minler üzerine bir darlık olmaması için onu seninle evlendirdik ve Allah'ın emri yapılmış oldu."
Bu ayeti eleştiri konusu yapanlar, genellikle meseleyi "ilk görüşte aşk" masalına çevirip, ayeti o şekilde yorumlamaya çalışıyorlar! Oysa tarihi bilgilere göre, Zeyneb, peygamberimizin halasının kızıdır (yani bildiği, tanıdığı birisidir) ve onun Zeyd ile evlenmesini bizzat peygamberimiz teşvik etmiştir. Zeyd ile Zeyneb'in araları bozulup, ayrılmak istediklerinde de, yukarıdaki ayette de görüldüğü gibi, "Eşini terk etme, Allah'tan kork!" diyerek, boşanmaya mani olmaya çalışmıştır.
Tarım toplumlarında tarih boyunca hayat neredeyse hiçkimse için boşanmış veya eşini kaybetmiş dul bir kadın için olduğundan daha zor değildi. Ayetin metninden, peygamberimizin, eşinden ayrılan ve muhtemelen kalbi kırık bir şekilde zor durumda kalan bu hanımı nikahlamak istediği; ancak o dönemdeki geleneğe göre bunun hoş karşılanmamasından ötürü bir süre bocaladığı anlaşılmaktadır. "Allah korkmana daha layık olduğu halde insanlardan korkuyordun!" cümlesi, ilk bakışta bir iki kişiyi ilgilendiriyormuş gibi görünen olaydan çıkarılacak evrensel mesajdır. Bir müslüman, içinde yaşadığı toplumun geleneklerine göre değil, akla ve hakikate göre hareket etmelidir: "Onlara Allah'ın indirdiği şeye tabi olun denildiği zaman, 'Hayır, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız!' derler. Ataları bir şeye akletmeyip doğruya ulaşamamış olsalar da mı?" (2/170)
Sonunda peygamberimiz, doğru olanı geleneğe tercih etmiştir. "Onu seninle evlendirdik." demek, yukarıdaki ayetle veya herhangi bir Kuran dışı vahiyle bir talimatın verildiğini göstermez. Bu Kuran'daki genel üsluptur. Allah fizik kanunları çerçevesinde gerçekleşen doğal olayları da zaman zaman kendisine atfetmiştir (gemilerin denizde seyretmesi gibi). Dolayısıyla, ben yukarıdaki ayette anlatılan olayı, Allah'ın direkt bir talimatıyla gerçekleşmiş bir hadise olarak görmüyorum. Peygamberin belli bir süre bocaladıktan sonra yaptığı bir evliliği, Allah'ın bazı evrensel mesajlar vermek için konu edinmesi olarak görüyorum. Benim bu ayetten aldığım mesaj ise şudur: Bir işi, eğer hayırlı olacağına inanıyorsam ve dinen yasak da değilse, toplumsal baskıdan korkmadan yapabilmeliyim! Önemli olan gelenek ve örf değil; hakikatin ne olduğudur!

View more

Hacı kusura bakma ama bir akıllı sen misin allasen? 1400 yıldan beridir islam alemi her şeyi yanlış anlamış bir sen doğru biliyorsun öyle mi? Öte alemde allaha nasıl hesap vereceğini düşündün mü? Bence fazla emin olma, neyse...

Burada yapmaya çalıştığım şey, doğru olduğuna inandığım bilgileri ve fikirleri insanlarla paylaşmak; hak bildiğim şeyleri tavsiye etmek... Bunu yapmazsam, hüsran içinde kalmış olmam mı? Her insanın hatası vardır. Hatalı olduğumu düşündüğün noktalarda beni uyarmandan mutluluk duyarım. 1400 yıldır herkes her şeyi yanlış anlamış, gibi bir düşünceye sahip değilim. Allah'a nasıl hesap vereceğim, diye sık sık kendimi sorguluyorum ve adımlarımı bu bilinç doğrultusunda atmaya çalışıyorum.
Rabbim, bizleri dosdoğru yola ilet ve günahlarımızı bağışla!

View more

13 milyar yıl önce ilk yaratılma söz konusu. sonra tanrı bekliyor bekliyor 9 milyar yıl sonra güneş sistemi, dünya oluşuyor. sonra tanrı yine bekliyor. 1-2 milyar yıl sonra canlılık oluşuyor. sonra .... tanrı yine bekliyor ve yalnızca 4000 yıl önce dini yolluyr. bundan daha saçma bir iddianız var mı

Bahar Terzi
Bahar denen varlığın tohumu, yıllar önce annesinin ve babasının birer hücresinin kaynaşmasıyla ortaya çıkmış. Sonra Tanrı beklemiş... Bu hücre çoğalmış, çoğalmış... 3 hafta sonra, 3 tabakalı bir yapı haline gelmiş... Tanrı yine beklemiş... 1 ay sonra kalbi atmaya başlamış, 2 ay sonra parmakları şekillenmeye, 5 ay sonra kımıldamaya, haraket etmeye... Tanrı yine beklemiş... 9 ay sonra Bahar annesinin rahminden dış dünyaya "merhaba" dediğinde, Tanrı hala bekliyormuş... Sonra Bahar yürümüş, konuşmuş... Sonra evrenin yaratılış safhalarını sorgulamaya başlamış, kendi yaratılışını unutarak...

View more

Kuran da yazıp bana bilim adamlarının bulmadığı birşey söyler misiniz ?

Madde transferi (ışınlama) (27/40 ve 17/1?); hayvanların dillerinin çözülmesi ve hayvanlarla iletişim sağlanması (27/16); insan hibernasyonu (18/25); babasız çoğalma (3/47); ışıkla etkileşmeyen, kütleli canlıların (7/27 ve 55/31) varlığı; çeşitli gök taşlarının uzaylıların Dünya'yı ziyaretine engel olması (15/16-18, 37/10 vb.); Güneş Sistemi'nde Dünya hariç 11 gezegenin daha olması (12/4); uzayda çok uzun mesafelerin çok kısa sürede katedilebilmesi (70/3-4) vb. şeyler...

View more

hocam yazdıklarınız beni düşündürdüğü için islamı yeniden keşfetmiş gibi hissediyorum ve cevaplarınızı beğenerek okuyorum. yalnız daha önce hadisleri reddettiğinizle iligli şeyler yazmıştınız altta da bir hadisi referans göstermişsiniz. bu kendinizle çelişmek olmuyor mu?

Size tavsiyem; hiç kimseyi kendinize kılavuz edinmeyin. Söylenen sözleri dinleyin; ama yalnızca güzel olanına uyun! Bizim Müslüman olarak kılavuzumuz Kuran olmalıdır ve dini açıdan herhangi bir kimsenin söylediği söz de, ancak Kuran'a uygun olduğu müddetçe muteber olabilir! Şu an Müslümanlar olarak içinde bulunduğumuz "rezil" durumun sebebi, bana göre, tarih boyunca birilerine "hatasızlık" atfedilmesi, eleştirinin terk edilmesi ve "O ne söylerse doğrudur; ondan daha mı iyi bileceğiz?" anlayışının hakim olmasıdır!
Sorunuza gelince... Ben dinde tek kaynak olarak Kuran'ı kabul ediyorum. Ama bu, onu anlamak için başka hiçbir kaynağa bakmayacağımız anlamına gelmez! Her şeyden önce Arapça sözlüklere muhtacız. Gramer kitaplarına... Bilimsel kaynaklar da -buna tarih bilimi de dahil (ki hadisler de tarihsel açıdan tetkik edilmesi gereken bir inceleme sahasıdır)- Kuran'ı anlama çabamızda bize yardımcı olabilir.

View more

"Adam" kelimesinin "Adem soyundan gelen" demek olduğu doğru mu? Bu yüzden mesela bilim adamı denildiğinde, hem kadınlar hem erkekler kastedilmiş oluyor mu?

Bahar Terzi
Türkçede kullanılan "adam" kelimesi, Arapçada da kullanılan "adem" kelimesinden gelir. "Adem" kelimesi, Kuran'a göre hem bir peygamberin ismidir; hem de insan türünü tanımlayan bir kelimedir. İkinci anlamıyla hem erkeği, hem de kadını kapsar!

View more

Tevbe 29'u açıklar mısınız?

"Kitap verilen kimselerden, Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah'ın ve elçisinin haram kıldığı şeyi haram saymayan, hakkın dinini din edinmeyen kimselerle, küçülenler olarak elden cizye verinceye kadar savaşın!" (Tevbe/29) Bu ayette "ahiret gününe inanmayan" denildiğine göre, savaşılması istenen kimselerin Ehli Kİtab'ın tamamı olmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim Ali İmran suresinde Rabbimiz, "(Hepsi) aynı değiller; Ehli Kitap'tan hayırlarda koşuşan, kötülükten nehyeden, iyiliği emreden, Allah'a ve ahiret gününe inanan, secde ederek gece saatlerinde Allah'ın ayetlerini okuyan dosdoğru bir topluluk vardır. İşte onlar iyi kimselerdendir. Hayır olarak her ne yaparlarsa, o asla inkar edilmeyecektir. Allah sakınanları çok iyi bilendir." (Ali İmran/113-115) buyurmuştur. Aynı şekilde, Mümtehine suresinde de, "Allah, din hususunda sizinle savaşmayan ve yurdunuzdan sizi çıkarmayan kimselere iyi ve adil davranmanızı yasaklamıyor (ki Allah adil olanları sever); Allah size ancak ve ancak şunu yasaklıyor: Din hususunda sizinle savaşan ve yurtlarınızdan sizi çıkaran ve çıkarılmanıza yardımcı olanları veli edinmenizi size yasaklar! Her kim onları veli edinirse, işte onlar zalim olanlardır!" (Mümtehine/8-9) buyurulmuştur. Kuran'ın tamamı iyi bir şekilde analiz edilecek olursa, bizden yapmamızı istenen şeyler özetle şunlardır: (1) Allah'a ve ahiret gününe iman etmemiz (2) Güzel davranışlarda bulunmamız (3) İnsanları doğruya ve güzel olana davet etmemiz (4) Davetimize olumsuz karşılık verenlerin inanç özgürlüğüne saygı göstermemiz; onlara karşı zorbalık veya bekçilik yapmamamız (5) Barış zamanı caydırıcı olacak şekilde güç toplamamız (6) Saldırı karşısında, Allah yolunda ve aşırıya kaçmadan savaşmamız ve esir aldığımız kimseleri savaşın sonunda fidye karşılığı veya karşılıksız olarak serbest bırakmamız
Cahiliye döneminde, yılın 4 ayı (haram aylar) savaşmanın yasak olduğu aylar olarak kabul edilirdi. Bu şekilde insanlar güven içinde Kabe'yi ziyaret edebilirlerdi. Arabistan'daki bazı Hristiyan kabilelerin bu haram aylara hürmet göstermediği ifade edilmektedir. Yukarıdaki ayette, "Allah'ın haram kıldığı şeyi haram saymayan"lar bu kabilelere mensup kimseler olabilir (Tevbe/36-37). Bakara suresinin 194. ayetinde, "Haram ay haram aya (karşılıktır). Hürmetler bir kısastır (karşılıklıdır). O halde her kim size saldırırsa, size saldırdığı gibi ona saldırın!.." denilmiştir. Dolayısıyla, Tevbe/29'da, Allah'ın haram kıldığını haram saymayarak haram aylarda saldırıda bulunan kimselerle savaşılması isteniyor olabilir. Nitekim Tebuk seferine Recep ayında çıkıldığı söylenir.
İlgili Kuran ayetlerinin tamamı ve tarihi veriler bir arada düşünüldüğünde, Tevbe/29'un, Lahm, Gassan, Cüzam ve Amile gibi kabilelere mensup olan Hristiyanlar (ki bunlar haram ayların hürmetini kabul etmiyorlardı ve Bizans ile ortak hareket ederek, Medine'ye karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdi) hakkında olduğu sonucuna varabiliriz.

View more

Ben de hem diyanetin hem elmalılı hamdi yazırın meali var. ama hala islamda bir güzellik göremedim. bir meal önerseniz de onu okusam belki yanlış çevirmişlerdir caanımm hemen şey etmeyeyim ben, dimi?

Bir "güzellik" göremediniz mi? Okuduğunuz meallerde, insana adaletli olmayı emreden ayetler yok muydu? Bir topluluğa olan öfkeniz, sizi adaletsizliğe sürüklemesin, diyen... Kendiniz, anne-babanız, yakınlarınız aleyhine de olsa, doğru şahitlik yapın; verdiğiniz sözleri tutun; emanete ihanet etmeyin; fenalığı iyilikle savın; size "takılanlara" selam verip geçin; öfkenizi dizginleyin; affedici olun; insanları güzel bir dille doğruya çağırın, ama yüz çevirirlerse zorlayıcı ve baskıcı olmayın; aşırılıklara kaçmayın; ihtiyaç sahiplerine teşekkür beklemeksizin -mümkünse gizlice- onları kırmadan yardımcı olun; iyi işlere aracılık edin; dedikodu yapmayın; mütevazı olun; selamlaşın, selama karşılık verin; anne-babanıza öf bile demeyin; yalan söylemeyin... diyen ayetleri görmedin mi?

View more

Abi ruhun varlığını Anaximenes fikriyle kabul edebilir miyiz? Ona göre evrenin ruhu vardır, çekim yasaları, atomlar falan yani evreni ayakta tutan yapı. İnsan için de hücreler gibi biyolojik dirençteki bütün özellikleri insanı ayakta tutan ruh diyebilir miyiz?

İnsanın, topraktan gelen ve toprağa dönen maddi varlığının dışında, ayrı bir varlığı daha olduğu görüşü; hem mevcut bilimsel bilgilerimize aykırıdır, hem de "iki ölüm-iki hayat"tan bahseden ayetlere...

View more

Ya elhamdulillah muslumanim ama mesela bi akrabamiz veya arkadasimiz geliyo el ele tokalasiyoruz bunda bi sakinca var midir sahsen ben icinde art niyet olmadigi surece hic bir gunahin olacagini dusunmuyorum sizce ?

"Dillerinizin yanlış vasıflandırdığı şeylerle; bu helaldir, bu haramdır, demeyin!.." (16/116) Allah hiçbir ayette tokalaşmanın haram olduğunu ifade etmemiştir. İsra suresinin 32. ayetinde Allah, "Lâ tekrebû'z-zinâ!" yani "Zinaya yaklaşmayın!" diyor. Dolayısıyla bahsettiğiniz şeyin, zinaya yaklaştırıyorsa haram, yaklaştırmıyorsa helal olduğunu -Kuran'a göre- söyleyebiliriz.

View more

" Açıklandığı zaman sizi üzecek şeyleri sormayın. " Bu ifadeden ne anlamalıyız?

Her Kuran ayeti, kendi bağlamına ve metnin (Kuran'ın) bütünlüğüne uygun şekilde anlaşılmalıdır!
5/101: Ey iman edenler! Size açıklandığında hoşunuza gitmeyecek şeyler hakkında soru sormayın! Şayet Kuran indirilirken böyle şeyler sorarsanız, size açıklanır! Allah, o tip şeyleri affetmiştir! Allah çok mağfiretli ve yumuşak huyludur!
Bu ayetin öncesine-sonrasına baktığımızda şunu fark edebiliriz: O dönemde yaşayan Araplara ait (ve yalnızca onları ilgilendiren) bazı gelenekler vardı. Mesela, Cahiliye döneminde Araplar, birtakım hayvanlara bahîre, sâibe, vasîle ve hâmî gibi isimler verirler ve buna göre bazı deve ve koyunların etini ve/veya sütünü tüketmezlerdi. Muhtemelen, ısrarlı bir şekilde Muhammed peygambere yöneltilen bazı sorular üzerine, Kuran, (yukarıdaki ayetten hemen 2 ayet sonrası) bu saçma örfi hükümleri kaldırmıştır (5/103). Bunlar, insanlık için herhangi bir önemi olmayan; fakat Kuran'ın indirildiği dönemde sorulduğu için insanlara doğrusunun ne olduğu açıklanmış olan hususlardır!

View more

Hocam Edip Yüksel risalet devam ediyor vb.diyor elçiler var diyor,bu neden batıldır?

Elçiler var evet, mesela büyükelçilerimiz var yurt dışında görev yapan... :))
Elçi/resul teknik bir terim değildir. Bir kraldan mesaj taşıyan adama da resul der Kuran (12/50)!..
Edip ve yardakçıları (ki hepsinin toplam aklının, tek başına Edipinkinden pek de fazla olmadığı anlaşılıyor), Kuran niye Muhammed peygambere "son elçi" dememiş, diye sorup duruyorlar...
Cevap vereyim: Hala yurt dışında görev yapan elçilerimiz var olduğu için, Muhammed peygamber, "son elçi" olamaz!.. :))
Allah, meleklerden ve insanlardan elçiler seçebilir. İnsanlardan seçtiği elçilere, kendilerine gelen ilahi mesajları çevrelerindeki insanlara haber verdikleri için, "nebi" denir! Muhammed peygamber son nebidir (Ahzab/40) ve Allah ona indirdiği vahiyle dini kemale erdirmiştir (Maide/3)! Bize düşen şey; Muhammed peygambere indirilene ve ondan önce indirilenlere iman etmemizdir; dolayısıyla "Edip'in peygamberine indirildiği iddia edilen şeyler"e iman etmemiz gerekmez (Bakara/4)! :))

View more

Canan karatay ın kitabını aldım okuyorum. Ya cidden şekerin vücuda anlatıldığı kadar zararlı olduğu gerçek mi nolur cevap verin ? ileri vadede sigara kadar zararlıdır diyor. Üstelik bırakın kolayı hergün çocuğuma içirdiğim meyve suları üçü birarada gibi şeyler inanılmaz fazla şeker içeriyor..

Canan Karatay, fruktozun karbon sayısının 5 olduğunu filan söyleyip duruyor! Geçenlerde, liseye giden yeğenime sordum; o, 6 olduğunu söyledi. :) Şaka bir yana, kendisi bu konularda bilgisi olan biri değil; meşhur olmakla, donanımlı olmak arasında fark var!
Mevcut biyokimyasal bilgilerimize göre; fazla şeker tüketimi, hücresel NADH/NAD+ oranını yüksekte tutar ve bu da bazı NAD+ bağımlı deasetilazların aktivitesini baskılar. Bu basit moleküler mekanizma, -ayrıntıya inmeyeceğim- başta karaciğer yağlanması olmak üzere birçok problemin temelinde var! Kola, meyve suları vb. ürünlerden uzak durmanızı tavsiye ederim. Bol şekerli hazır ürünler yerine, doğal gıdalarla beslenin!

View more

En azından Muhammed gibi bir sapıktan iyidir.Örneğin Fatır 1 gibi ayetler(doğaüstü) olduğundan insan aklına hakaret gibi geliyor bana.

Niye doğaüstü olsun? Kuran, görünmeyen (7/27) ama kütlesi olan (55/31) varlıklardan bahsediyor; günümüzde de bilim dünyası tarafından, görünmeyen ama kütlesi olan bir maddenin (karanlık madde, dark matter) evrenin %23'ünü oluşturduğu ifade ediliyor. Benzer şekilde, 2-4 cenaha sahip "melekler"in doğası hakkındaki düşüncelerimiz, evren hakkındaki bilgilerimize paralel olarak gelişemez mi? Mesela Kuran'da, meleklerin tabakalar arasındaki çok uzun mesafeleri, çok kısa sürelerde katedebildikleri ifade edilir (70/3-4). Günümüzde, "solucan delikleri" sayesinde evrendeki uzun mesafelerin kısalabileceği tahmin ediliyor.

View more

İslam'da çarşaf var mıdır ve günümüzde Türkiye'de ki başörtüsü şekli Kur'an a uygun mudur ?

Yaranın üstünü kapatan kabuğa Arapçada "culbe" denir. Cilbâb da (aynı kökten gelir), ev kıyafetlerinin üzerine atılan dış örtüsüdür; başı, omuzları ve göğsü kapatan geniş, uzun atkıdır; şal gibi bir şeydir (Müfredat).
"Ey peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına; dış örtülerini üzerlerine örtmelerini söyle! İşte böyle yapmaları tanınmaları ve sıkıntı görmemeleri açısından daha uygundur. Allah daima çok mağfiretli ve çok merhametlidir." (33/59)
Bu ayette bildiğimiz manada çarşaftan bahsedilmiyor!
***
"Başörtüleriyle koyunlarının üzerini örtsünler!" (Nur/31)
Kadın ve erkeklerin başlarını örtmeleri, Orta Doğu kültüründe olan bir şey... Tarihi veriler bize şunu gösteriyor ki; Cahiliye döneminde Arap kadınları başlarını örtüyorlardı; ancak bu örtünün uçlarını arka tarafa doğru sarkıtıyorlar ve göğüs açıklığını ve bu bölgedeki çeşitli takıları bir cazibe oluşturacak şekilde sergiliyorlardı. Yukarıdaki ayette kadınlardan istenen şey, bu şekilde giyinmekten vazgeçmeleri; başörtüleriyle göğüs açıklığını örtmeleri ve bu bölgedeki süslerini yabancılara teşhir etmemeleridir.
***
Bu ayetlere göre kadın, ev/aile ortamında daha rahat kıyafetler giyebilir; ancak yabancı erkeklere göğse doğru inen yaka açıklığını teşhir etmesi doğru değildir ve dışarı çıkarken ev kıyafetlerinin üzerine bir örtü atması uygun olacaktır!
Benim, tarihi veriler ışığında ayetlerin metninden anladığım şey bu!
Aslolan araç değil hedeftir! Kuran'ın kadınlara yönelik tesettür ile ilgili ayetlerinde hedeflenen şey; kadının dişiliğiyle değil kişiliğiyle ön planda olması; cinsel çekiciliği olan, seksi kıyafetler giyerek dolaşmamasıdır.
"Ey ademoğulları! Sizin üzerinize edep yerlerinizi örten bir elbise ve süslü bir kıyafet indirdik! Takva (korunma) elbisesi ise, işte o en hayırlısıdır! Düşünüp öğüt almaları için işte bunlar Allah'ın ayetlerindendir!" (7/26)

View more

Es'selamün Aleyküm ve rahmetullah. İlk tesettür emri erkeklere inmişken erkekler neden ilk kadınları düzeltmeyi düşünür?

muhammed
Değerli kardeşim,
Öncelikle ufak bir gramer yanlışını söyleyeyim: Arapçada bir kelime başına harfi tarif almışsa, sonuna tenvin almaz. Bu yüzden "es-selamuN" diyemeyiz; ya "es-selamu aleykum" demeliyiz veya "selamuN aleykum"...
Sorunuza gelince... Güzel bir noktaya işaret etmişsiniz. Kadının tesettüründen önce konuşulması gereken şey erkeğin ahlakıdır! İlgili ayete göre, müslüman bir erkeğin "açık giyinmiş" bir hanım gördüğünde yapması gereken şey bakışını kısmasıdır (Nur/30); onu örtünmeye zorlaması veya örtünmediği için -meşru bir hak olarak görüp- onu taciz etmesi değil!
Bu konuda erkeğin yaptığı çirkinlikleri "erkeklik/çapkınlık"; kadınkini "iffetsizlik" olarak gören anlayışı yıkmalıyız ve Yusuf peygamberin örnekliğinde, kadına tacizin hiçbir koşulda, karşı taraf ne kadar tahrik etmiş olursa olsun meşru sayılamayacağını topluma anlatmalıyız!

View more

Kur'an'da kısasa kısas var. Peki tecavüzcünün cezası nedir?

Burada aynısıyla cezalandırmak mümkün gözükmüyor. Kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu iddia ederek Yusuf peygambere iftira atan kadının kocasına söylediği şu söz, Kuran'da -hakkında herhangi bir açıklama (teyit veya ret) yapılmaksızın- yer almıştır: "Ailene kötülük etmek isteyen kimsenin cezası hapse atılmaktan veya acı verici bir azaptan başka nedir ki?" (12/25) (Yusuf peygamber, bu iftiranın ardından zindana atılmıştır ve kendisi de bu "ceza" hakkında herhangi bir yorumda bulunmamıştır). Benim buradan çıkardığım sonuç; tecavüzcünün toplumdan mutlaka tecrit edilmesinin ve suçun niteliğine, göre veya tekrarlanmış olma vb. durumların mevcudiyetine göre ("caydırıcı" ve "toplum vicdanını rahatlatıcı" şekilde) ayrıca cezalandırılmasının uygun olacağı yönünde...

View more

Next