Ask @liberaldemokrat:

Televizyonda izleyebildiğim çok az kanal kaldı. Biraz garip olacak ama bana önerebileceğiniz TV kanalları var mı? Sırf sizin fikirlerinize yakın olan değil de açık fikirli ve tarafsız kanallar... Valla kocaman partiye sorduğum soruya bak, mazur görün. Durumu anlarsınız. :)

Burası artık parti hesabı değil. :)
Ben hiç bir Türk televizyon kanalı izlemiyorum. Bazı tartışma programlarını katılan kişilere göre internetten takip ediyorum. Maalesef "çoğu yayını oldukça mantıklı, tarafsız ve dürüst" diyebilecğeim hiçbir kanal göremiyorum Türkiye'de.

View more

Hocam Richard Dawkins'in Tanrı Yanılgısı kitabını okudunuz mu? Kitap hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Bir dine o türden bir eleştiri getirilebilir mi? Kötülüğün kaynağı olarak dinlerin etkisi kitapta yansıtıldığı kadar mıdır yoksa haksız bir eleştiri mi yapmış Dawkins?

Okumadım maalesef. Ama reaksiyonlarından anladığım ve Dawkins ile ilgili bildiklerime göre militan ateist bir içeriğe sahip bir kitap. Ana akım militan ateistler, dine karşı fikirsel mücadeleyi savunuyorlar. Bu da "tebliğ", "misyonerlik" gibi bir şey ve çok doğal. Aynı dinlerin olduğu gibi, ateizmin de kendini yaymaya çalışma hakkı var. Tüm dinler diğerlerine her türlü saldırıyı ve hakareti meşru görüyor zaten. Bu nedenle her türlü eleştiri, hakaret vesaire bana göre uygundur. Bununla birlikte, dinleri tamamen yasaklatmaya çalışmak bir liberalin uygun bulamayacağı bir şeydir. Eğer yanlışsalar ateizm fikirsel üstünlüğünü ortaya koyup bu yanlışları ifşa etmelidir. (Ki militan ateistler bunu yaparlar.)
Bu konu hakkında şu yazımı okuyabilirsiniz:
http://www.3hhareketi.org/blog/Kutsallar-gelenekler-degerler-204/
Kötülüğün kaynağına gelince. Dawkinsin ne anlattığını bilmediğim için dediklerim biraz bağımsız olacak. Tüm dogmaların kötülük kaynağı olma ihtimali çok yüksektir. Yine yukarıdaki yazımda değindiğim üzere, bir insan "durduk yere 300 kişiyi bombaladım" derse deli raporu verir gönderirler. Kolay kolay aklı başında bir insan böyle birşey yapmaz. Ama aynı insan, aklı başında olarak, "allaha küfretti" diye 1 kişiyi öldürmek için 300 kişiyi bombalaktan çekinmeyebilir. Bu sadece dinler için geçerli değil ama. Aynısı milliyetçi duygularla, dogmatik ve fundamentalist sosyalizmle vesaire de mümkündür. Yani doğrudan dini değil de, dogmatizmi ve fundamentalizmi bu konuda suçlu tutmak daha uygundur diyebiliriz.

View more

Senin sayende liberal demokrat partiye oy vermeye başladım ve fikirlerini gerçekten çok seviyorum. Keşke bu tür olaylara maruz kalmasaydın da işine devam edebilseydin. Seni özleyeceğiz!

Partinin üyesiyim hala, yönetimde değilim sadece. Eğer yönetim değişir de parti düzgün yönetilirse, tekrar aktif görev alacağım. :)

View more

Bu profil neden artık aktif değil?

Soruları cevaplayan ben, Tarık Beyhan, parti yönetiminde mobbinge maruz kaldım. Partinin sürekli düşen oyları, twitter ve burada yaptıklarımız sayesinde ilk kez artıp, partinin popülaritesi yükselince yıllardır oyları düşüren kişiler mükemmel siyasetçiler olduklarını düşünerek, bizim yaptıklarımıza engel olmaya çalıştılar. Bu nedenle görevimden istifa ettim. Burayı ise, liberalizm konusunda iyi bir kaynak haline geldiği için korumaya karar verdim. Zira devrettiğimiz twitter hesabını ilk başta mahvedip, sonrasında sadece bizi taklit ederek yönetmeye çalışanlar, burayı da mahvedeceklerdi.
Bu nedenle artık parti adına cevap yazmıyorum. Zaten başkasının da parti adına böyle bir hizmet vereceğini sanmıyorum.

View more

http://www.hurfikirler.com/bu-yazim-siz-kotulere/?utm_campaign=shareaholic&utm_medium=facebook&utm_source=socialnetwork şöyle bir yazısı olan biri hakkında ne düşünüyorsunuz sizce bunlar gerçekten liberal mi

Alakaları bile yok. Önceki cevaplarını da defalarca değindik. AKPye hiç bir zaman liberal diyemesek de ilk 5-6 yılında tamamen illiberal denilemezdi. Lakin özellikle son 3-4 yıldır AKP her konuda liberalin tam tersidir. Şu an AKPyi hoşgören, destekleyen liberal O-LA-MAZ

View more

siz (soruları yanıtlayan) partideki konumunuz nedir? ayrıca sorun değilse eğer hangi üniversitede okudunuz, okuduğunuz bölüm siyaset miydi? teşekkürler şimdiden

Genel Sekreter yardımcısıyım. Üniversitenin bana pek bir katkısı olmadı daha çok kendi okuduklarımdan beslendim ama iktisat bölümü.

View more

Amerikadaki gibi. Her Milletvekilinin 'Independent' hareket etme ozelliginin olusmasi icin sistemde nelerin degistirilmesi gerek? Su anda parti kararina muhalif herhangi bir hareket ihrac ve lincle cezalandiriliyor. Yani ulkeyi milletvekilleri degil, 4 Genel Baskan ve CB yonetiyor.

bakhromtjk
Bizim programımızda bu zaten var: İki turlu dar bölge seçim sistemi. insanlar partilere değil adaylara oy verecek.

View more

Ülkemize liberalizmi ilk getiren 1950'de Demokrat Parti'dir diyebilir miyiz?

Pek diyemeyiz. Belki göreceli olarak değerlendirirsek, tek parti CHP döneminde de mecliste olan, yani zaten CHP'nin yaptıklarından da sorumlu olan DP'lilerin, kendi iktidarları döneminde ülkenin görece dünyaya açılması, ekonomide biraz daha liberalleşilmesi gibi nedenlerle daha CHP dönemine göre daha liberaldir denebilir. Bununla birlikte, DP'nin tek parti döneminden pek farkı olmayan muhalefeti sindirme politikaları gibi bir çok uygulaması da, Türkiye'nin damarlarına işlemiş, milliyetçi muhafazakar sağ politikaların temelidir.Bu nedenle liberalizm diyemeyiz, eskiye göre daha liberal diyebiliriz.

View more

sizin için güçten şüphe edilmesi gerektiğini devlet dışında şirketler için de geçerli midir, gelir dağılımı adaletsizliği ile ilgili fikirleriniz nedir?

Güçten şüphe edilmesi ile ilgili fikrimiz tabi ki şirketleri de kapsamaktadır. Lakin bu şüphe nedeniyle devlete daha fazla güç vererek şirketlerin hepsini kendi emelleri için kullandırmak daha tehlikelidir. Her ne kadar iyi niyetle böyle bir istekte bulunabilecek olsanız da sonu Türkiye'deki durumdur. AKP yandaşları semirirken, AKP yandaşı olmayan büyük sermaye de "bunlar bir kaç yıla giderler, biz boşu boşuna on yıllarca uğraşıp kurduğumuz düzenimizi bozmuş oluruz" diyerek susuyor. Güçten şüphe etmek vatandaşa düşen bir görevdir. Yani devlet için söylediğimiz "şüphe"yi, biz iktidar olursak bize karşı da sürdürmelisiniz. Şirketler için de aynısı geçerli, vatandaşlar şüphe etmeli, ona göre davranmalı, ona göre tüketmeli. Unutmayın: Arkasında devlet gücü olmayan sermaye, tüketicinin sözünü dinlemek zorundadır.
Gelir dağılımına gelince: Paranın birikimi sanılanın aksine çok önemli bir problem değildir. Ülkenin en zengin insanı biriktirdiği milyar dolarlarla ne yapabilir ki en fazla? Soba da yaksa ancak bitirir. Bu biriken paralar ülkeye tekrar istihdam ve refah olarak geri döner. Ne zaman ki gelir dağılımının adaletini herkesin birbirine yakın gelirlere sahip olduğu yani eşitliğe bağlandığı bir öneri görürseniz, bilinki herkes fakirlikte eşitlenecektir.
Serbest piyasalarda insanlar, yeteneklerine verilen kıymetle ücretlendirilirler. Tamamen arz talep ilişkisi içerisinde yani. Eğer bir kişi bunu kanunlar yoluyla değiştirmeye çalışırsa, fiyatlar da değişecektir. Fiyatları kanunlar yoluyla sabitlemeye çalışırsa, risk yükseleceği için yatırımlar ve üretim azalacaktır. Bunun sonu da açlık ve sefalettir. Hangi ülkede herkese eşit ücret ya da gelir dağılımını kanun yoluyla zorlama yoluna gidilse, o ülkede üretim azalıyor.
Unutmayın, ücretlerin 'iyi' olması ya da 'adil' olması, insanların talep ettiği ürünlerin üretiminde çalışan kişilerin refah içinde yaşaması demektir. Türkiye'deki gelir dağılımındaki adaletsizliği de yaratan yine devlettir. Devlet eliyle zenginleştirilen ve fakirleştirilenler vardır. Hiçbir devlet herkesi fakirleştirmedikçe gelir dağılımda eşitlik sağlayamaz. Eğer gelir dağılımında adaletten bahsediyorsak bunun manası: Herkes piyasa şartlarında gönüllü olarak kabul ettiği ücretlerde çalışmalı ya da çalıştırmalıdır. Eğer herkesin refahının artırılmasından bahsediyorsak bu da ancak piyasa sayesinde mümkün. Piyasa ekonomisi herkesi daha zengin yapar. Sosyalist ekonomiler ya da Türkiye gibi ahbap-çavuş ekonomileri, karma ekonomiler her zaman insanları fakirleştirmiş ya da gelir uçurumunu büyütmüştür. Geri kalan ise, sivil topluma düşen görevdir. Piyasa ekonomisinde asla en zengin 100 kazanıyorsa en fakir en azından 10 kazanacak demeyiz. Ama diğer sistemlerde olabilecek en iyi durum en fakirin en az 10 kazanmasıyken, biz zengin ne kazanırsa kazansa, fakir 10'dan fazla kazanacak diyoruz. Her zaman daha fazla refah elde edecek diyoruz.

View more

merhabalar, bir sorum yok ama size tesekkur etmek istedim. tam cikmaza dustugum bir anda sizden haberim oldu ve vicdanim rahat bir sekilde oy kullandim. belki secimler bitti ama partinize sevgim bitmeyecek. sakin umutsuzluga kapilmayin, dogrular eninde sonunda aciga cikar.

Sizin sayenizde umudumuz var olmaya devam ediyor!

View more

Hazine yardımı almak ister miydiniz?

Bizim düşüncemiz tamamen kaldırılması yönünde. Kaldırılmıyorsa da tüm partilere aldıkları oy oranında dağıtılması yönünde.
Siyasi partilerin devletten para almaması bizim tercihimizdir. Bu durumda partilere yüklü bağışların da önünü açmak gerekir. Tabi bu bağışları yapanların açıkça ilan edilmesi de gerekir. Yalnız bunun için devletin ekonomiden tümüyle elini çekmesini sağlamak gerekiyor. Devletin ekonomiye müdahale edebilmesi durumunda, devleti ele geçirerek ekonomiyi bağışçıların yararına kullanmak isteyen partiler de çıkacaktır. İktidar olursak, özelleştirmeleri tamamlar tamamlamaz bu adımı atabiliriz.
Bunun yanında, İngilitere'deki gibi sadece yönetim masraflarını karşılayacak bazı ödemelerin vergi yoluyla yapılması tartışılabilir. Burada bahsettiğimiz maliyetler daha detaylı analiz edilmemiştir. Yalnız dünyadaki örneklere bakarsak bir fikir edinebiliyoruz. Şu an bütçe gelirlerinin 5 binde 2'sini her yıl, yerel seçimlerde 5binde 4'ünü, genel seçimlerde 5 binde 6'sını alan partiler, eğer dört yıllık genel seçim dönemi içine yerel seçim denk gelirse, yıllık ortalama 5 binde 3,5 ödenek alıyorlar. Şu an oy oranı nedeniyle en yüksek ödemeyi alan AKP bu durumda yılda ortalama 200 milyon TL alıyor. Dünya örneklerine bakarsak, bu rakamın en az 70 milyon TL civarına çekilmesi gerekmektedir. Yardım alan parti sayısı da artacağı için toplam harcama yaklaşık 1/2'ü oranına düşecektir

View more

Radikal demokrasi ile ilgili ne düşünüyorsununuz?

Günümüzde "liberal" ağırlıklı liberal demokrasiler zaten radikal demokrasiden gerekeni aldılar. Zira liberallerin bireyci olması, toplum denilen şeyin birey üzerinde etkisini kabul etmemeleri nedeniyle "konsensüs" adı altında "ortak değer" ve "ortak fayda" adı altında dayatmayı kabullenmezler. Mecburi siyah-beyaz tercihler de her ne kadar çoğunluk oyuna dayanmak gerekse de (örneğin birşeyin suç olup olmayacağı), renk tayfının geniş olabileceği her yerde çoğulculuk yanlısıdırlar (örneğin bütçe görüşmelerinde bütçe kalemleri oynanabilecek şeylerdir). Bu yönleriyle radikal demokrasiden payını almıştır.

View more

Türkiye'de özerk yönetimler hakkında ne düşünüyorsunuz? Oluşmalı mı, oluşmamalı mı?

Adem-i merkeziyetçi anlayışımız gereği yerel yönetimlerin güçlendirilmesinden yanayız. Bununla birlikte özerklik ve federatif yapıya sıcak bakmıyoruz. "Bırakınız geçsinler" düsturu gereği, gereğinden fazla sınır olduğunu düşündüğümüz dünyamızda hele ki etnik veya dini temelli yeni sınırlar çizilmesinin dünya barışına daha çok zarar vereceğini düşünüyoruz. Yalnız bunu zorla değil, gönüllü olarak sağlamak istiyoruz. Özerlik isteğinin konuşulabilmesini tabiki ifade özgürlüğü dahilinde kabul ediyoruz. İktidarımızda ülkenin hiçbir bölgesinin özerklik gibi bir ihtiyacı olmaması için gereken tüm düzenlemeleri yapacağız. İktidar hırsıyla değil de, hak temelli bir özerklik isteği olan herkesi ikna edebileceğimize eminiz. Bununla birlikte belediyelerin yetkilerinin artırılması gerektiğini de eklemek gerekiyor. Bir ilçedeki parkın bile Ankara'nın kararına göre şekillendirilmesi oldukça saçma ve gereksiz.
İçişlerinde özerklik ve ayrılıkçılık gibi konuları milliyetçilik ve vatan bütünlüğü gibi zeminlerden çıkarıp daha rasyonel ve hak temelli tartışmak gerekir. Bir bölgenin ayrılması ya da özerkleşmesi demek, bölgede yaşayan kişilerin o bölgenin yeni yasalara tabi olması demektir. Bu yeni yasalar vatandaşın aleyhine olabilir. Devlet vatandaşlarını korumakla mükelleftir. De facto devletin bir bölgede yaşayan insanlardan ayrılmak istemeyenleri, ayrılmak isteyenler var diye korumaktan vazgeçmesi de biraz paradoksa sürükler bizi. Kısacası ayrılık, özerklik gibi konular çok da kolay konular değildir. Bunların hepsi demokratik zeminde konuşa konuşa çözülmeli.

View more

Sizce turkiye uniter mi kalmali yoksa federal mi olmali

Partinin resmi görüşü üniter devletten yana. Yani, özellikle yasama yetkisinin merkezi mecliste toplanmasında yana. Yalnız ifade özgürlüğünün kısıtlanması ile birşeye taraftar olmanın farklı şeyler olduğunu unutmamak gerek. Bizim iktidarımızda herşeyin konuşulması serbest olacaktır. Federal sisteme iyi diyen kişiye "vatan haini" demeyeceğiz, doğru mu yanlış mı tartışacağız.
Kişisel fikrimi belirtmem gerekirse, benim bildiğim hiçbir federasyon ya da konfederasyon sonradan bu hale gelmemiştir. Küçük devletçiklerin birleşmesiyle oluşmuşlardır, büyük devletlerin küçük devletçiklere bölünmesiyle değil. Buna rağmen uniter devlet ya da federasyon konusunda bir ısrarım yok. Eğer federal anayasa temel hak ve özgürlükleri garanti altına alırsa, federasyon ile uniter devlet arasında pek fark yok benim açımdan.

View more

liberalizmin dezavantajları nelerdir?

Liberalizmin açıkca bilinen tek kusuru vardır: Özgürlük kendi davranışlarının sorumluluğunu almayı ve cesaret gerektirir.
Serbest piyasada her zaman alternatifler vardır. Bir çok banka hiçbir işlem ücreti ve aidatı almadan online bankacılık hizmeti verirken, diğer bankalarla işlem yapmak sizin tercihinizdir. Siz, hiçbir zaman ücret almayacağını vaadeden bankaya geçmek yerine eski bankanızda kalıyorsanız, bunun "kapitalizmin kötülüğü" olduğunu söylemeniz manasızdır. Zira kapitalizm size diğer bankayı da sunmuştur. Ya da, gelirleriniz oranında tüketim yapmak yerine kredi kartıyla borca giriyorsanız bu da kart mağduriyeti değil, bilinçsiz tüketimdir.
İş hayatında da bu geçerli. Risk almak yerine, yeteneklerinizin karşılığı olmadığını düşündüğünüz işlerde çalışırsanız, o işin ücreti düşük kalmaya devam eder. Size göre çok kıymetli olan emeğinizi istediğiniz ücreti ödeyecek kadar kıymetli bulmayabilirler. Marx bile Kapital'de aynı süre çalışılmasının aynı ücreti hak etmediğini ifade eder. Örneğin öğretmen istihdamı yapılmıyorsa ve siz öğretmenlik okuyorsanız, işsiz kalmanız maalesef sizin kararlarınınız sonucudur ve sorumluluğu size aittir. Kısacası özgür tercihin tek yolu, sorumluluğunu almaktır.
Örneğin piyasada hemen hemen tüm paradan para kazanma yöntemleri %10'lar civarı getiri sunarken size %50 vereceğini söyleyen birşeye yatırım yapıyorsanız, batarsanız aldığınız risk batmanızın nedenidir. Bunu offshore bankacılığında gördük. İnsanlar ne olduğunu bilmedikleri, düşünmedikleri, araştırmadıkları offshore adı verilen yüksek faiz veren hesaplara paralarını yatırdılar. Çok para kazanacağını düşünerek hiçbir güvencesi olmaya bir işe giriştiler. Battılar. Birileri bunun kapitalizmin sorunu olduğunu söyledi, ben ise diyorum ki bu kişinin kendi sorunudur. Örneğin yaşadığınız şehirdeki bir dükkandan bir ürün almak, yaşadığınız ülkede adresi bulunan bir online mağazadan alışveriş yapmak yerine size 1/3'ü fiyatına ürün satan Çin'deki bir adresten alışveriş yapabilirsiniz. Kapitalizm size 3 yöntemi de sunmuştur. Ama siz Çin'deki ürün gelmezse bunu dava etmenizin neredeyse imkansız olduğunu bilerek bu alışverişi yapmalısınız. Sitenin güvenilir olup olmadığını tespit etmelisiniz.
Kısacası, ya devlete köle olacaksınız, ya özgürlüğün sorumluluğunu taşıyacaksınız.

View more

Fiyatlarin nereye gidecegini Allah bilir Hadisi şerif Alin size islami argüman buldum :-). Şaka maka serbest piyasa anlamı çıkmıyor mü ?

İslamın temel ekonomik ilkeleri ile serbest piyasa çelişmez zaten. Ticaretle de özel mülkiyetle de derdi yoktur. Bahsettiğiniz hadis, "narh" ile alakalıdır Fiyatlara üst ya da alt sınır konulmaması ile ilgili. Yüksek vergilendirme de yoktur, sosyal yardım yapmayanın "ziyanda" olduğu söylenir. Yani dediğiniz gibi, oldukça uygun bir sistem.

View more

Next