Ask @Ghauldin:

kitap okuyorum fakat okudumu anlamakta gucluk cekiyorum bazen kitabi okurken ne okudumu dikkat etmeyip baska seyler dusunuyorum ama bi yandanda kitabi okumaya devam ediyorum anlatması cok karmasik bisey eğer anladıysaniz bunu nasil cozebilirim ?

Belli ki sen doğal olarak okumaya müsait olmayan bir insansın VE sana küçükken zorla okuma alışkanlığı kazandırılmamış. Eğer ortalama üstü bir iraden yoksa bu saatten sonra kendi kendine kasarak edinmen zor.
Okuma aktivitesini blok halinde deneyimlememek bunun için güzel bir çözümdür. Kitabı okurken bir yandan mühim kısımları postit kağıtlarına not alıp sayfa çevirdikçe kitabın içine yapıştır. Not alma aktivitesi işini kolaylaştıracaktır.
Her postit yapıştırışında entellektüellik, eğitim ve okuma düşmanı çomar kültürüne anabacı küfür etmeyi unutma.

View more

gunumuzde neden artik eskisi gibi felsefe yapilmiyor ? neden artik sorular sormuyoruz herseyi ogrendikmi yoksa bu isi bilim mi ustlendi artik ?

Eskisi gibi felsefe yapılmıyor çünkü Takribi 100 yıldır dünyanın düzeni sabit, bu düzene dair sorulacak sorular büyük oranda soruldu. Şu saatten sonra büyük çaplı bir sosyal veya ekonomik devrim olana kadar yeni soru oluşmayacaktır.

View more

Sentientlik bir nişanmı ?

Sentientliğin ne kadar genetik ne kadar çaba ürünü olduğunu bilmiyorum. Devam eden dünya düzeni insanların nasıl doğduklarına değil, çabayla kendilerini hangi konuma getirdiklerine odaklanır. Çünkü eninde sonunda sentientlik çok katmanlı ve çok boyutlu insan davranışının sadece bir öğesidir. Sentient olup da hiçbir işe yaramayan adamın nesine nişan verelim.

View more

Mensa, triple nine society, vb. gibi "üstün zekalılar toplulukları" hakkında ne düşünüyorsun? Bunlara üye olmak caiz midir? "Bize her ay para verirsen üstün zekalı olduğunu onaylıyoruz hacı" kafasında olma eğilimleri var mıdır?

-Düşünmüyorum
-Onun fetvasını verecek adam ben değilim.
-O çok büyük bir ihtimal, çünkü yüksek zeka yanında yüksek bilgelik ile gelmiyor. Zihnen ortaokulda kalmış insanlar bu tip organizasyonlarda çoğunluk mudur diye incelemek lazım. Öyle ise sorunun ima ettiği doğru çıkacaktır.

View more

aslında vergi sistemi ve teşvikleri kağıt üzerinde kötü durmuyor ama burası türkiye. teşvik almak için kolilere nasıl eski kot pantolonları yığıp ihracat diye göstermeye çalıştıklarını bir hocam anlatmıştı. denetimle bile halledilecek bir şey değil sanki, çürüklük toplumun içine işlemiş (toplumsal b

Sorunun çıkan kısmı derdini yeteri kadar anlatıyor.
Kağıt üzerinde yazan yazılarla iş yapmanın en temel sorunu o yazıyı beyaz adamın, beyaz adam ülkelerinde data toplayıp, beyaz adama uygun çözün düşünürken yazmış olması. Ben çok temel çok mekanik fikirler dışında kitaptan okunan kamu idaresinin işlemeyeceğine eminim.
Yapılması gereken hem Memleketi iyi tanıyan, hem de beyaz adamın teorilerini hakkıyla anlamış iktisatcıları dinlemektir. Benim istediğim reform kolpa EU reformu değildir. Kesinlikle melekt gerçeğine uymayan fikriyatın memleket gerçeğine uydurulmasını düşünüyorum. Toplum çürük görünüyorsa, bu topluma uygun olmayan bir yapıyı zorla topluma dayattığımız içindir.

View more

Ya vatan nasıl kurtulacak?

Takdir edersin ki rakı ve meze olmadan tartışılacak konu değil. Ama kısa kısa özet geçeyim.
1- Kuzey Kürdistana iç işlerinde serbest bağımsızlık ver, aradaki sınıra İsrail tipi beton duvar çek. Giriş çıkış engelsiz ama kontrollü ve kayıtlı olsun. Ülke vatandaşına kalkıp da "sen neden sınırdan geçiyorsun" diye sormak eşekliktir. Ama ülke bütçesi Alman hesabı bölüşülecekse alınan verilen kayıt altında olmalı.
2- İstanbul kurtarılmalı. Şu ankiler de bunun farkında. Çılgın projelerin psikolojisi biraz didiklenirse hepsinde İstanbulu kurtarma altmenti görülür ama yapanlar zırcahil olduğu için cürümleri kadar iş yapıp daha da batırıyorlar. Ben daha az maliyetli ve daha insancıl projeler düşünüyorum
3-K. Derwish üsulü finans reformu, Osman Altuğun "dansöz ekonomisi" dediği modelden çıkmanın ilk adımıdır. Burda maksat yabancıdan para çekmek değil, ülke içinde sermaye kullanımını en yüksek seviyeye çekmek olmalı.
4-Adam gibi vergi reformu. Nasıl olacak çok emin değilim, ama fikirlerim var.

View more

Senaryo yazmanın en zor kısmı nedir?

Masaüstü RYO senaryosu yazarken başına gelecek zorluğu sorduğunu varsayıyorum. En zor olay, hikaye değil de etkileşimli oyun yazdığını sürekli akılda tutmak. beceremezsen senaryon korku tüneline döner, millet bişey anlamaz.
Onun dışında "Hikaye yazarken yapılacak şeyler arasında en zoru nedir?" dersen, okuyucuyu ürkütmeden kurguyer değiştirmek derim. Mesela konu ortaçağ koşullarında yaşayan bir köyde başlarsa okur köyün bağlı olduğu şehrin de ortaçağ şehri olmasını bekleyecektir. Kalkıp da oraya bilimkurgulu şehir koymak okuyucunun beklentisine karşı iş yapar. Suspension of disbelief zarar görür.
Bunu usturuplu yapmak çok zordur. Çoğu kıyamet sonrası hikayesi karakterler anlamasa bile okurun anladığı ipuçları içerir. BU yıolla en başta o topa girmezler.

View more

Peki Türklerin en büyük yanlışı ne?

Yanlış sözcüğünü kullanmak çok doğru değil, insanlar ve toplumlar her daim eldeki bilginin izin verdiği ölçüde ve kendi değer yargılarının klavuzluğunda en doğru seçimi yaparlar.
Burda sorun her insanın (ve toplumun) bilgi dağarcığının ve değer yargısının farklı olmasıdır. Bu sebeple Türkler gibi pre-modern bilgi ve değerlerin baskın olduğu toplumlarda, modern veya post-modern bilgi ve değerleri savunacak şekilde eğitilmişler, "ya bu insanlar neden sürekli yanlış hareket ediyor?" diye düşünür.
Buna karşın bronz devrindeymiş gibi yaşamaya çalışanların üstteki ibareye mal bulmuş mağribi gibi sahip çıkmasına alan vermeyin. Ortada bir uyumsuzluk/tutarsızlık olduğu bariz gerçektir. Hailt Akçatepe bir röportajda "Hep aynı karakterleri oynadık, çünkü bizim seyircimiz, bir aktörü farklı karakterde görürse aldatıldığını düşünür." demiştir. Bu tesbitin yansıttığı toplumsal zihin yapısı çok mu sağlıklı?
Gelelim konuya. Türkleri güncel dünya koşulların uymaktan alıkoyan birden fazla eşit derecede önemli etmen var diye düşünüyorum. Eğer tek bir cevap olsaydı, beyaz adamın konu hakkında çektiği belgesel, youtubedan izlenebilir olurdu. Mevzuyu hakkıyla analiz etmek için hem genetik, hem kültürel, hem de dış mihraklı bazı şeylerin non-lineer kombinasyonunu çözmek gerekecektir.
Devlet kademesinde düşünmek daha kolay. Her devlet değiştirilemez bir varsayım üzerine kurulur ve o varsayım geçerliliğini yitirdiğinde çöker. Türkiye Cumhuriyetinin varsayımı "Yeteri kadar kasarsak sünni müslüman Türkleri ıslah edebiliriz."dir. Bu konuda başarılı olduğu ölçüde varolabilmiştir. İronik bir şekilde Cumhuriyetin yıkılmasına sebep olanlar Islah olmamakta diretenler değil, Islah etmekte diretmeye üşenenlerdir. Aynı adamlar Anadolu medeniyetinin başından beri burda ve her devirde şu veya bu şekilde ıslah edildiler. Var olamaları medeniyetin başarısızlığı değildir, kendi hallerine bırakılmaları medeniyetin başarısızlığıdır. Bugün cumhuriyete bok atanlar arasında cumhuriyetin yetiştirdiği doktorlar, mühendisler ve hukukçular varsa bu Cumhuiyetin en büyük başarısıdır.

View more

İzlediğin en sağlam ama öyle, 60'lı 70'li hatta ne bileyim 90'lı yılların fütüristik bilim kurgu filmlerinden değil, günümüze yakın zamanda çekişmiş sağlam bilim kurgu filmlerinden tavsiye edebileceklerin var mı? anime türünde de olabilir.

Çok büyük kısırlık var. Anaaakım şirketler her filmi bilimkurgulu yapmaya başladığından beri az bilinir bilimkurgu film çıkmıyor. Animeler de acayip oldu. Konusu bilimkurgu olan anime yok da bilimkurgulu evrende geçen çok anime var. Ha ille de liste lazımsa
1- District 9: Mükemmel film.
2- Sidonia No Kishi: Tsutomu Nihei'nin mecha animesi
3- Moon: çok güzel hard scifi ve etik kafaları.
4- Predestination: Çok sert temporal mindfuck
5- Automata: Asimovsal bir kimlik sorgulaması
6- The Zero Theorem: Sürreel absürd Terry Gilliam kafaları

View more

MacOS'a gerek yok. Full tower çift xeon'lu 4 SSD Raıd 0 çift ekran kartlı workstation yap çatır çatır oyun da oynarsın render da alırsın çocuk da yaparsın kariyer de... (Bir önceki soruya cevabım :P) Sorum ise; Len Alp nasılsın? Ne zaman geliyorsun Türkiye'ye?

"Mac makinaya vereceğim parayla daha iyi PC alırım." baya standart argüman zaten.
İyidir ya, da yakın zamanda gelemiyorum.

View more

Biz türkler neden daha çok amele gibi çalışmaya yöneliyoruz kendimiz çalışıp bilginin dibine vurmuyoruz.Neden bir girişimci ruhu yok? Oysaki rahatlıkla bir şirket kurulabilir paranın dibine vurulabilir.Bence bir bir takım sebeplerden dolayı işsiz kalma riski açtığın şirketi batma riskinden fazla.

Ekonomik istikrarsızlık ortamında insanlar sabit gelir getiren işlere yönelirler. Ekonomik istikrarsızlık ne kadar yüksekse yatırım o kadar azalır.
Fırsat eşitsizliği ortamında insanlar motivasyonlarını kaybederler. Misalen, devletin parası sadece aile fotoğrafları içinde kullanılır, devletin arazileri sadece yandaş işadamlarına verilirse, insanlar "ya nasıl olsa bize yedirmezler" diyerek sabit getirisi olan işlere yönelirler. Hatta memlekette bu uç noktadadır, tepeye geçen kendisinden olmayanı aktif olarak tesbit eder ve baskılar, aktiviteni sakladığın sürece iş yapabilirsin. Ondan mesele memleketin hakkıyla zengin olmuşlarından kimse haberdar değildir.
Altyapı, kurumsallaşma ve gelenek de çok önemlidir. Girişimci dediğin adam ihtiyacı olan malzemeyi aletleri ve personeli ülke içinden tedarik edebiliirse daha çok girişim olur.

View more

son zamanda çok kız değiştirdim ama hiçbirinde sabit kalmaya değer olma potansiyeli bulamadım, yetti amq deyip alt kültür hermiti olcam ben. var mı istanbulda hevesli gençlerin uğrak noktası olan alt kültür tempılı?

Hmm, boy boy şekil şekil boynu sakallının, düzenli olarak rekabetci MTG oynadığı herhangi bir kafede bu kafayı çoğu zaman yaşayabilirsin.
Bunun yanında "alt kültür münzevisi" çok saçma bir tamlama. Nerd dediğin, geek dediğin adamın gelişi zaten insan düşmanıdır.

View more

Open source-ware'in (OS dahil) hakim olduğu gelecek yakın mı değil mi? Reklama ihtiyacı var mı?

Peter
Videoluk bir soru değl bu.
Medeni memleketlerde hesap verebilirlik çok önemli. Ekonominin şu anki formülasyonu risk idaresine haddinden fazla anlam yüklüyor. Eğer beklenmedik ve dolayısıyla önlem alınmamış bir olay sebebiyle yatırımın kar getirisi sekteğe uğrarsa, mesela ticaret aracılığı yapan bir server sistemi çökerse, birileri bir şekilde zarar etmiş olur. Kabul edilen sosyal kontrat, zarara sebep olan kişinin tesbit edilmesini ve sorumlu tutulmasını gerektirir. Her karar verici sorumluluğu para karşılığı dış bir firmaya yükleme eğilimindedir. Böylece kriz anında diyebilecektir ki; "Piyasadaki firmaların sağladıkları güven ve istedikleri parayı, kendi imkanlarımıza göre inceleyip en uygun servisi satın aldım. Hesaplarımı kontrol edebilirsiniz benim bu olayda bir sorumluluğum yoktur.". Açık felsefe buna uygun değildir. Herkesin üstünden sorumluluk atmak için fırsat kolladığı bir ortamda bireysel kullanımın ötesinde yaygınlaşamaz.
Medeni olmayan memleketlerde zaten açık felsefe ürünlerinden fayda sağlayacak bilgi, görgü ve vizyon olmaz. Parasını basar win64 veya MACOS alırlar.

View more

Next