Ask @janti_bagyan:

-

Ata Bey
Bundan altı milyar yıl kadar önce evrende karanlık yokmuş. Gezegenler Güneş’in etrafında ya da kendi etraflarında dönmezlermiş. Tüm gezenegenler mutluymuş ve hepsinin üzerinde sevimli canlılar varmış. Dünya’nın şuan bulunduğu yerde Plüton yaşarmış. Plüton o zamanlar çok güzelmiş, yeşilin her tonunu barındıran, mutlu insanların yaşadığı, gökyüzünde her daim sekiz renkli gökkuşağı bulunduran bir gezegenmiş. Öyle güzelmiş ki, Güneş bile ona hayranmış. Güneş’in bu hayranlığı, zamanla daha da artmış . En sonunda, Plüton’a aşık olmuş. Gözü Plüton’dan başkasını görmüyormuş. Diğer gezegenler bunu fark ediyor, kıskanıyorlarmış. Bunu aralarında dile getirmemiş olsalar da Plüton karşısında tüm gezegenler cephe almış. Fakat anlaşmalarının sessizliği Güneş’in aldığı karara kadar sürebilmiş. Güneş, bundan sonra sadece Plütonûn güneşi olmak, sadece onun gökyüzünde olmak istiyormuş. Gezegenler kendi aralarında konuşup anlaşmışlar ve o zamanlar bir ateş topu olan Dünya’nın Plüton’un yerine geçmesine karar vermişler. Bir gün,Güneş yine mutlulukla ışıldarken tüm gezegenler Dünya’ya bir çekim gücü uygulayarak onun Plüton’un yerine geçmesini sağlamışlar. Bu çarpışmadan tüm gezegenler etkilenmiş ve Dünya’yla birlikte dokuzu arka arkaya sıralanmışlar. Plüton ise Dünya’yla çarpışmasından dolayı öyle zarar görmüş, Güneş’ten öyle uzaklaşmış ki üzerindeki yaşam tamamen bitmiş. Yemyeşil doğası buz tutmuş ve parçalanan kısımlarına gözyaşları dolmuş. Güneş öyle sinirlenmiş ki, üzerinde patlamalar olmaya başlamış. Bundandır ki, Güneş her gece ışıklarını söndürüp Plüton için yas tutarmış. Her gündüz geldiğinde de diğer gezegenlere sinirinden kızgınlaşır, tüm evreni ışığa ve sıcağa boğarmış.

View more

Next